5/10
·167 syf.··
2026 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:04
Arena Kraliçesi, Hipodrom merkezinde cereyan eden vukuat etrafında, Bizans'ın ahlaksız bir toplum olduğunu temel alan bir konu üzerine inşa edilmiş bir roman. Bugüne kadar Aptullah Ziya Kozanoğlu'nun okuduğum en kötü romanı diyebilirim. Kurgu son derece zayıf, hele tasvirler... Milattan sonra 6. yüzyıl İstanbul'unu tasvir ederken Cumhuriyet Türkiyesi'nin İstanbul'u üzerinden bunu yapması tam bir komedi. Ancak bütün bu komedinin içinde, güncel bir toplum tenkidi de hissedilmiyor değil.
Arena KraliçesiAbdullah Ziya Kozanoğlu · Atlas Kitabevi · 196419 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 07:44
Hannah’nın kaleme aldığı "İlkbahar Rüyası", başarılı bir kardiyolog olan Madelaine’in ergen kızı Lina ile yaşadığı iletişim kopukluğunu ve tam bu kaosun ortasında, geçmişte kendilerini terk eden Hollywood yıldızı Angel DeMarco’nun ağır bir kalp hastası olarak hayatlarına yeniden dâhil oluşunu merkezine alan, duygu yükü oldukça yüksek bir yüzleşme hikâyesi. Kristin Hannah, karakterlerin içsel çatışmalarını ve kırgınlıklarını öylesine derinlemesine işliyor ki, sayfaları çevirirken, her birinin kusurlarıyla empati kurmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap, temelde hataların ağır bedellerini gözler önüne sererken, aynı zamanda "ikinci bir şansın" ve samimi bir bağışlamanın hayatı nasıl mucizevi bir şekilde yeniden yeşertebileceğini dokunaklı bir dille anlatıyor; yani tam anlamıyla kalbinizi kırıp sonra onu sevginin iyileştirici gücüyle yeniden onaran bir roman.
İlkbahar RüyasıKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2014971 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·272 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:23
Alex Schulman'ın 17 Haziran romanı, geçmişle bugün arasında kurulan etkileyici bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde Vidar bulunuyor. Hayatının zor bir döneminden geçerken tesadüfen ailesinin eski yazlık evinin telefon numarasını buluyor ve numarayı çevirdiğinde kendisini yıllar önceki 17 Haziran 1986 gününe bağlanmış halde buluyor. O günden gelen sesler ve konuşmalar aracılığıyla çocukluğuna, ailesine ve yıllardır hatırlamak istemediği anılara doğru bir yolculuğa çıkıyor. Romanın en güçlü yanı, geçmişin insan üzerindeki etkisini çok başarılı bir şekilde işlemesi. Alex Schulman, aile içindeki kırılmaları, çocuklukta yaşanan olayların yetişkinlik hayatına nasıl taşındığını ve bastırılan anıların insanı yıllar sonra bile nasıl takip ettiğini büyük bir ustalıkla anlatıyor. Gizem duygusu roman boyunca canlı kalırken, Vidar ile birlikte geçmişte ne yaşandığını anlamaya çalışıyoruz. Kitabı çok sevdim. Öncelikle dili inanılmaz akıcıydı. Sayfalar neredeyse fark ettirmeden ilerledi ve kitabı çok hızlı bir şekilde okudum. Alex Schulman'ın kurgularının genel olarak çok sevildiğini görüyorum ancak şu an için yazar hakkında kesin bir değerlendirme yapabilecek kadar eserini okumadım. Bu okuduğum ilk kitabıydı. Yine de kurduğu hikâye ve yarattığı atmosfer, diğer kitaplarını da merak etmeme neden oldu. Kitabın bende bıraktığı en büyük etki ise anlattığı fikir oldu. Okuma boyunca sürekli şunu düşündüm: Eğer çocukluğumdaki hâlimle konuşabilseydim ona ne söylerdim? Ya da o bana ne söylerdi? Bugünkü hayatımı görünce mutlu olur muydu? Hayallerimin hangilerini gerçekleştirdiğimi, hangilerinden vazgeçtiğimi sorar mıydı? Kitap bittikten sonra bile bu sorular zihnimden çıkmadı. 17 Haziran benim için sadece bir gizem ya da aile hikâyesi olmadı. Daha çok insanın kendi geçmişine dönüp
Edebiyat
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,064 okunma
Bir kitap yazacağım, katalogu hayatım olacak!
10/10
·344 syf.··
2026 44. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:20
Birkaç gündür Orhan Pamuk'un yeni kitabını okuyordum. Aslında elimde bir sürü kitap daha vardı ama bende her zaman Orhan Pamuk'un ayrı bir yeri olmuştur. Pek çok (meşhur ve değerli) kitabını okumamış olsam da her kitabın ayrı bir zamanı olduğuna inanırım. Tam da bu nedenle yeni kitabın çağrısına kulak verdim ve sabırsızca okumaya başladım. Orhan Pamuk benim gözümde çok değerli bir romancıdır. Dediğim gibi pek çok kitabını okumadım ve okuduklarımın da hep zamanını bekleyip okudum. Okurken de hep tam zamanında okuduğumu hissettim. Çünkü Orhan Pamuk, dönemleri olan yazarlardandır. Ona yüklenemezsiniz, peş peşe göz gezdiremezsiniz. Benim için Orhan Pamuk kitapları sizi çağırır ve o an başka hiçbir kitaba odaklanamazsınız. Aslında böyle yazıyorum ama beni de uzun zamandır çağırmıyordu. Hatta kendisiyle uzaklaştık diyecektim ki favori kitabımın dizisi çıktı ve ben dizisinden sonra kendimi yeniden romanında buldum. Elbette Masumiyet Müzesi'nden bahsediyorum. Klişe gelebilir ama benim favori Orhan Pamuk kitabım Masumiyet Müzesi. Yıllar önce İstanbul hakkında hiçbir şey bilmezken ve hayata karşı çok kırılganken okumuştum. Beni o kadar içine çekmişti ki hayatım boyunca okumadan duramadığım kitaplar arasında oldu. Sürekli okuyor, sonu gelmeden elimden bırakmak istemiyordum. Burada bir detaya değineyim, o kadar hayranlıkla okuduğum o kitapta bahsedilen müzenin gerçek olduğunu da bilmiyordum. Bana göre ortada bir roman ve o romanda kurgulanan bir müze vardı. Sabırsızca kitabı bitirdim ve araştırma yaparken müze fotoğraflarına denk geldim. Sonrası büyük bir şaşkınlık, hayranlık, büyülenme anıydı. Çünkü o zamanlar benim için böyle güzel bir romanın gerçekten müzesinin olması rüya gibi geliyordu. Daha ilginciyse hâlâ öyle gelmesi! :)) Şimdiyse hâlâ kitabını heyecanla okumaya devam
1000Kitap
Kelimeler ve ResimlerOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202615 okunma
9/10
·716 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 06:51
Merhaba arkadaşlar. Hepimize günaydınlar, güzel bir gün olması dileklerimle. Sürprizleri sever misiniz? Aşağıda sizlere bir sürpriz bırakacağım. Esrarlı Ada yine çocukluğumdan hatırladığım ama okumaya başlarken hafızamda canlanmayan, o küçük hikayeler serisiyle okul kütüphanesinde ilkokul zamanlarımızda okuduğum eserlerden biriydi. Şimdiyse, orijinal baskısından çeviri okuduğumuz 700 sayfalık bir külliyatla birlikteyiz. Bu külliyatın neresini anlatacağız, bunca sayfayı nerede özetleyeceğiz bilmiyorum ama elimden geldiğinde kitapla bağımızı bozmadan ilerlemeye çalışacağız. Evvela savaş tutsağı olan birkaç kişinin düştüğü ada bizim hikayemizin temel konusunu oluşturuyor. Bu bilgiyi vererek başlayalım. Ada konulu eserlerin başında benim için dünya yansa da yıkılsa da Robinson Crusoe gelecek ve her ada konulu eserde de kıyaslamam bu yüzden ne yazık ki başka bir eser değil bu olacak. Maalesef bu kıyaslama durumunu da asla ama asla aşamıyorum. Richmond adında bir savaş kampından önce balonla kaçan suçlular (ABD İç Savaşı ile bağlantılı ama tarihi detayları bilmiyoruz sadece suçlu veya mahkum oldukları bilgisi kitapta var) daha sonra bir fırtınaya yakalanıyor, daha sonrasında bir adanın yakınına düşüyorlar. Bunlardan Cyrus Smith bir mühendis ve aynı zamanda bir bilim adamı. Köpeği Kop ile beraber kölesi Neb, gazeteci Spilett, denizci Pencroff ve yardımcısı Brown da diğer kaçaklar. Aslında buraya kadar oldukça normal bir şekilde ilerliyoruz ama şimdi biraz ada hakkında merak uyandıralım istiyorum. Balona toplamda 5 insan ve 1 köpek girmişti. Ancak 4 insan çıktı. Buna kimse şaşırmayacak ama grubun en kariyerlisi olan Cyrus Smith balondan sağ çıkanlar arasında yok. Kariyerli dedim bilerek çünkü onu aramak için nedenleri onu sevmeleri yahut yol arkadaşı olmaları değil onu
Esrarlı AdaJules Verne · Alfa Yayıncılık · 20183,024 okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2026 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 04:01
İnsanın kendini var etme mücadelesini anlatan güçlü bir yaşam hikâyesidir. Martin’in yoksulluktan çıkıp kendini eğiterek toplumda yer edinme çabası beni derinden etkiledi. Ancak roman, başarıya ulaşmanın her zaman mutluluk getirmediğini de acı bir şekilde gösteriyor. Martin Eden karakterinde azim, hırs, yalnızlık ve hayal kırıklığını bir arada görüyoruz. Toplumun insanı sahip olduğu değerlere göre değil, statüsüne göre yargılaması romanın en çarpıcı yönlerinden biri. Kitabı okurken birçok kez insanın gerçekten ne için yaşadığı ve başarıdan ne anladığı üzerine düşündüm. Bence Martin Eden, insanın kendi sınırlarını zorlamasını öğütlerken aynı zamanda körü körüne hırsın ve toplumsal onay arayışının insanı nasıl yalnızlaştırabileceğini de anlatan, her okuyucunun kendinden bir parça bulabileceği etkileyici bir başyapıttır.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma