Büyük Kartal
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Hocanın eline sağlık, yine harika bir roman olmuş, rahmetle anıyorum ayrıca Fatih Sultan Mehmet Han’ın bilinmeyen yönleri ve o dönemin coğrafi, etnik, dini, askeri, ekonomik, sanat v.b. alanlarda yaşanılanlar ancak bu kadar akıcı ve güzel anlatılırdı. Tavsiye ederim. İyi okumalar.
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025895 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:05
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Vedat Türkali'den “Tek Kişilik Ölüm” adlı tarihi roman oldu. Yazar, 1940'lar sonrasının en hazin dolu gerçeklerini, en acı verici olayların tarihini romanın içine katık yaparak özen gösterdiğini ifade eder. 1940 döneminde TKP tarihinde yaşanan arbedeleri, taşkınlıkları, gencecik insanların hayatlarının ölümle son bulduğu, kargaşalarla dolu acı geçmişi eleştirel bir üslupla ortaya koyar yazar. Nazif geçmişte kıskançlığının kurbanı olarak arkadaşı Müslim'i ihbar etmiş kendisini durumdan kurtarırken arkadaşının ölümüne de sebep olmuştur. Onun kendisine dair iç çatışmaları romanın başından ortasına kadar hakim olan anlatıcıdır. Doktor Gülşen'i ise bir dönem TKP'li olarak görüyor, geçmişiyle hesaplaşırken buluyoruz. Nazif ve Gülşenin oğulları Levent ise tam bir ideolojik yaklaşımla TKP (Türkiye Komünist Partisi)'yi benimseyen, fikirleri ve davranışlarıyla aktif olarak görev alanlardan. Yakalanır ve idamına hükmedilir. Anne, baba ve oğul üzerinden geçmişin nabzını tahlil eden bir üslupla tarih-i dönemin portresini sertçe dile getirilir. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve geçmişe ve dönemin bakış açısına dair bilgi sahibi olduğum verimli bir okuma oldu. #kitapalıntıları İnsanları seviyordu (Hangi insanları?), kurtulmalarını istiyordu (Hangilerinin?) ama kendi kurtuluşunu niye onlara bağlamalıydı (Hangilerine?) Yanıt veremeyebilirdi; sormadan duramıyordu. İçinin bitip tükenmek bilmeyen gelgitiydi bu. Bir yaşam biçiminden başkasına sığınmanın kaçınılmaz uyumsuzluğu belki de. Yaşam zorluyor, sürekli bir yerlere itiyor insanı. İsteyerek yaptıklarınla yapmak istemediklerin, bir bakıyorsun, yer değiştirmiş. Bu dünya karmakarışık. Hep de böyle gidecek. Düzeltmeye kalkan biraz daha bozuyor! Öyle değil mi? Benim savaşım değil bu; yokum
Edebiyat & Roman
Tek Kişilik ÖlümVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015669 okunma
Reklam
8/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:50
“Aptal olmamak, bilgeliğin başlangıcıdır.“ Horatius Eserin yazarı Christoph Martin Wieland (1733-1813), Alman mütercim, şair ve de yazar. Mütercim olarak Shakespeare'in 22 tane oyununu Almancaya ilk defa çevirip yayımlamıştır. Kendisinin en mühim eseri ise okumuş olduğum Abderalılar romanıdır. Abderalılar, ilk defa 1774 senesinde tefrika edilmeye başlanıyor ve kitap olarak da ilk baskısı 1781 senesinde yapılıyor. Abderalılar için felsefi unsurlar da içeren bir tarihî roman diyebiliriz. Zâten Wieland'ın kendisi de bu eseri için "Dahi İle Dar Kafalılar Üzerine Bir Felsefe Romanı" ifadesini kullanıyor Abdera, malûm olduğu üzere bir Yunan antik şehridir. Milattan Önce 7. asırdan itibaren tarihî kayıtlarda yerini alıyor. Abdera halkının karakteri tarif edilirken öne çıkan özellikleri için şunlar söylenir: Çabuk parlayıp çabuk sönen, dar kafalı, dar görüşlü, çoğunluğun güldüğüne ağlayan ve çoğunluğun ağladığına gülen, tuhaf takıntıları olan, kendilerini akıllı zanneden, bilge biriyle karşılaştıklarında onu yermeye çalışan değişik bir millet. Meselâ Abderalı bir düşünür olan Demokritos'un bunlardan çekmediği kalmıyor. Eserde de geçtiği üzere Demokritos, bu dar kafalara laf anlatamadığı için şehrin ücra bir yerine gidip orada yaşamaya çalışıyor ama Abderalılar kendisini orada da rahat bırakmayıp sık sık ziyaretine gelip tuhaf sorularla rahatsız etmeye devam ediyorlar. Hatta bu da yetmiyor ve devrin meşhur hekimi Hippokrates'i davet edip ondan Demokritos'u deli ilân etmesini bile istiyorlar. İşte Wieland, bu eserinde, Abderalıları mizahi bir üslup ile hicvederek anlatıyor. Yazarın bu dar kafalı insanları psikolojik olarak tahlil edip, tasvir etmesi oldukça başarılı. Zâten metni okuduktan sonra da anlıyoruz ki aslında Abderalılar hâlâ yaşıyorlar ve onların neslinden
AbderalılarChristoph Martin Wieland · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 1992146 okunma
Etkileyici
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:51
Kaan Murat Yanık Yunus Kalender'in hikayesini etkileyici ve gerçek üssü temalarla okuyucuyu romanın içine çeken, yaşatan, duyguları hissettiren, akıcı bir Türkçe ile okurlarına sunmuş. Ustaca örülen roman karakterlerin derinliği ve kolay okunan ve sürükleyen bir film tadında sunmuş. Roman 280 sayfa boyunca okuyucuyu acaba ne olacak diye heyecanlandırıyor Ancak bu sayfadan sonra geriye kalan 50 sayfada yazar kitabı artık nasıl sonlandırabilirimin arayışına girmiş ve Yumanek'in hikâyesini derinleme işlemeden ve Yunus Kalender ile tam manasıyla özgeleştirmeyen ve akıbetini açıkta bırakan, Yunus balığının karnına giren Kalender'in gerçek üssü kurtuluş hikayesini yüzeysel örguleyen bir sonla sonlandırmış. Onun dışında çok güzel bir roman. Tavsiye ederim.
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,200 okunma
48 saatlik uykusuzluk, bir ömürlük bağlılık
Puan vermedi
Kitap bittiğinden beri hissettirdiklerini kafamda evirip çeviriyorum, o yüzden ilk baştaki heyecanımı biraz daha açarak anlatmak istedim. Kitap bana o kadar doğal ve hesapsız yazılmış geldi ki, sanki yazar oturup kitap yazmaya çalışmamış da, bir gece dost meclisinde başından geçen acayip ve duygusal macerasını anlatmış gibi. Antonio ve babasının hikayesi, o mecburi uykusuzluk yolculuğu, aslında modern dünyadaki görünmez ailevi mesafeleri gayet güzel özetlemiş. Yıllarca aynı evin içinde yaşayıp, birbirinin yüzüne bakıp ama aslında birbirini hiç tanımayan ne çok baba ve oğul var. İşte bu kitap, o 48 saatlik uykusuzluk sınırında, koruma kalkanlarının ve toplumsal rollerin nasıl un ufak olduğunu gösteriyor. Antonio babasını hata yapmayan, güçlü ebeveyn rolünden çıkarıp zaafları, geçmişi ve pişmanlıkları olan birisi, belki de arkadaşı olarak görmeye başlıyor. Baba da oğlunun artık çocuk olmadığını, ayakları üzerinde duran bir birey olduğunu fark ediyor. Marsilya sokaklarında, sabahın üçünde, o tekinsiz ama bir yandan da büyüleyici atmosferde yaptıkları yürüyüş hayatı sorgulattı. Hepimiz ne ara bu kadar büyüdük, ne ara anne babamızla aramıza o kalın duvarları ördük diye düşünmeden edemedim. Kitapta öyle anlar var ki, arasındaki sessizlik bile çok şey anlatıyor. Uykusuzluktan gözlerinin sızladığı, zihinlerinin bulandığı o raddede verdikleri sırlar, konuştukları konular o kadar sahici ki, sanki ben de o sokaklarda arkalarından yürüyormuşum gibi hissettim. Son sayfalarda ve sonsözde göğsüme bir öküz oturdu derler ya, tam olarak öyle oldu. İçimdeki o buruk ama bir yandan da sıcacık hisle kitabı kapattığımda, direkt babamı aramak, sadece sesini duymak istedim. Çünkü bu kitap insana zamanın ne kadar hızlı aktığını ve sevdiklerimizle, eğer yitmişse ya da soluklaşmışsa,
1000Kitap
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,983 okunma
For House of the Dragon*
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:18
Deli Targaryenlerin hayatını merak ettiğim bir dizi sürecini geçirip 3. Sezon gelmeden önce meraktan ölmeme adına başladığım Ateş ve Kan hakkında birkaç duygu düşünce şeysidir…. Öncelikle Ursula Le Guin dışında fantastik edebiyat okumadığım için acaba onca ismi aklımda tutar mıyım, ders çalışır gibi roman mı okunur, ben kpss çalışırken bile Osmanlı hanedanı hakkında not tutmadım buna mı tutayım gibi kaygılarım olmasına rağmen tüm bunların gereksiz olduğunu ilk sayfalardan hissettiren G. R. R. Martin dedeye teşekkürler…. İlk sayfalardan hemen içine alıp basit ama nüktedan bir kalemle yazılan kurgu OHA BEN FANTASTİK EDEBİYAT SEVERMİŞİM hissi yarattı. Öğretmenler odasında bazen kahkaha atmana vesile olduğu için çevreme bakıp lan beni deli sanmasınlar bakışı atıp kimsenin olmadığını fark edince devam etmem de cabası…. Global platformlar diziyi feminist ve queer bir düzlemde çekiyor sanırken kitapların da bu şekilde yazılmış olması benden tam puan aldı. Sadece Targaryenler deli sanırken diğer hanelerin de onlardan aşağı kalır yokmuş. Hepsi manyak abv, ahanda şu karakter iyi diyeceğimiz kimsenin olmamasına ayrıca bayıldım…. Kitap vadideki nehirler gibi aktığı için sabah akşam okudum… arkadaşlarımın goygoy görüşmelerini hep ertelememe sebep olup sosyalleşmeyi unutsam da aldığım keyif paha biçilemez. Dizinin yeni sezonuna bir hafta kalmışken beklentiyi arşa çıkardım bekliyorum!
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,506 okunma
Reklam
Reklam