(...) Rüya tâbirnamesinde iştikak ilminin uygulanışına dair bir örnek verebiliriz. Önce rüyâ: "Mehmet Sami Adalı… Benim bir şiirimi, bir tiyatro eserimin içine serpiştirmiş, oynuyor… Ve “Bir Adam Yaratmak öldü; yaşasın Gölgeler!” diye beni methediyor… Onun bu aşırı medhinde bir riyâ kokusu duyuyorum… Sonra ona, o oyunun nasıl oynanması gerektiğini anlatıyorum… Kaya Balaban bana, “aslında en büyük aktör sensin, bu bir gerçek!” diyor… Müthiş güzel bir hâli var… Ben de, “işte bu yüzden uykucu ve miskindim!” diye, babamın hâlimi anlamayışına imâda bulunuyorum!.."
Ve iştikak yoluyla tâbirnamesi – ruhî tercihler tablosu:
"İmtidah: Medhetme, övme… İmtidah: Aşma, taşma… Seylâb: Taşkın su, sel… Sevleb: Tilki… Ubâb: Taşkın sel suyu. Pek taşkın, coşkun… Ubâb: Her nesnenin muazzamı, her şeyin büyüğü. Cemaat, topluluk…
Medd: Sel suyu. Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Nihayet, son… Seab: (çoğulu sâbân) Sel suyu… Seâbîn: (su’ban’ın çoğulu) Büyük yılanlar, ejderhalar…Tuğyan: Su baskını. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık. Kan galebe etmesi hâli. Resmî devlet kuvvetlerine isyan."
Şimdi burada görüldüğü gibi iştikak sanatı Divan edebiyatındaki klâsik şekli içerisinde kalmamakta, imtidah’tan seylâb’a, ubab, medd ve tuğyan’a doğru seyretmektedir; yâni müteradif (sinonim, eş anlamlı) kelimeler arasında da dolaşmaktadır.
**Şimdi: Bu kelimeler, bu rüyânın tâbir ihtimalleridir. Rüyânın olduğu gibi, bir “yaşanan”ın da… Dönem dönem biri veya birkaçı öne çıkabilir. Kişinin durumuna, üzerinde bulunduğu işe göre bunlar arasından yapacağı seçme değişebilir. Tilki Günlüğü’nün aynı zamanda “ruhî roman” olması, ona olabilecek bütün