çilek

çilek
Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi bizi uyarmıyorsa ne işe yarar? -Franz Kafka
Zübeyde Hanım'ın Öptüğü El... Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla tamamlanmasından hemen sonraki haftalar... Atatürk, başyaveri Cevat Abbas Gürer'i, annesini ve kardeşini Ankara'ya getirmekle görevlendirir. Ankara'ya gelen Zübeyde Hanım, hasta olmasına rağmen giyinir kuşanır; oğlunu karşılarken, iyi görünmeye çalışır. Atatürk, yıllardır, yüzünü çok az görebildiği annesine sarılır, defalarca elini öper. Biraz sonra, Zübeyde Hanım, "Kemal, oğlum," der, "senden bir ricam var, bana elini verir misin?" Atatürk, elini hemen annesine uzatır. Zübeyde Hanım, kendisine uzatılan eli kapar ve hızla önce dudaklarına, sonra alnına götürür. Çok şaşıran Atatürk, elini çekmeye çalışırken, "Anne... Anne... Ne yapıyorsun anne?" der şaşkınlıkla. Zübeyde Hanım, gülümseyerek bakar oğluna. "Ben senin annenim," der, "elimi öpmen vazifen ve terbiyen gereği. Öte yandan, ben aynı zamanda bu milletin bir ferdiyim. Bu milletin bir ferdi olarak, bu vatanı kurtardığın için senin elini öpmek de benim vazifemdi. Şimdi çok bahtiyarım."
Anlatan: Cevat Abbas Gürer . Der: Kemal Arıburnu, Atatürk, Ankara, 196, s. 67·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Okuyan Atatürk 1930'lu yıllar... Atatürk, Cumhurbaşkanı... Özel kalem müdürü olarak, hayatı boyunca Atatürk'ün yakınında bulunan Hasan Rıza Soyak, bir görevle gittiği İstanbul'dan Ankara'ya döner dönmez hemen Köşk'e koşar. Çalışanlara, Atatürk'ü sorar. Çalışanlar, biraz kaygılı, "İki gün, iki gecedir sürekli okuyor; birkaç kere banyo yapıp şezlongda dinlendi, o kadar..." der. H. Rıza Soyak, Atatürk'ün yatak odasına koşar hemen. Kapıyı çalıp açtığında Atatürk'ü elinde kitap, yatağın ortasında otururken bulur. Atatürk'ü, daha önce de, defalarca yatağında bağdaş kurmuş, kitap okurken gören H. Rıza Soyak için, yadırgatıcı bir durum değildir bu. Tuhaf olan, Atatürk'ün sağında solunda, atılmış gibi duran, mendil büyüklüğündeki, ince, beyaz kumaş parçalarıdır. H. Rıza Soyak, merak içinde, "Paşam, bunlar nedir?" diye sorar. Atatürk, okuduğu kitaba o kadar dalmıştır ki, "Bu mu? Kitap... Elime bir kitap geçti, bilmem ne kadar zamandır okuyorum," der. H. Rıza Soyak, "Hayır... Ben o beyaz kumaş parçalarını..." deyince, Atatürk gülerek karşılık verir: "Onlar mı? Okurken sık sık gözlerim yaşarıyor... Fakat onun da çaresini buldum. Beyaz bir tülbent alırdım, parça parça kestirdim; yaşardıkça gözlerimi siliyorum."
Anlatan: Hasan Rıza Soyak. Yakınlarından Hatıralar, Sel Yayınları, İstanbul, 1955, s. 8·Kitabı okuyor

çilek

, şu anda okuyor
%43 (64/148 syf.)
Süleyman Bulut
9.4/10 · 1.896 okunma
Hayat artık sırtıma yüklenmiş bir yük gibi geliyordu.
Sayfa 74
Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları’nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer, Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay, vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum.