"Özlem hep keşke der James..."
"Çünkü özlemek bazen buzdan bir denize düşmek kadar serttir. Bazen çöl sıcağında bir yudum suya hasret kalmak gibidir. Lüzumsuz kalabalıkların içinde o en lazım kişiyi aramaktır, yalnızken tek bir yüze hasret kalmaktır. Zaten tabiatı bile ayrılık üzerine kurmamış mı Tanrı? Yaprak düşer dalından, damla ayrılır buluttan, seviyorum derken bile ayrılır iki dudak birbirinden.
Yağmurun ardından ortaya çıkan toprak kokusu gibi özlemek de bir yüreğe düşünce sendeki özü kaldırır yıllardır yatıp durduğu mezardan."
Eksik olan o tel de sen...
Hayatımı kusursuz bir senfoniye dönüştürebilecek kadar güçlü bir tel...
Şimdi burada benimle olman gerekirken, ne yazık ki herhangi bir yerdesin
100 yıldan fazla süredir hâlâ bitmemiş bu muhteşem yapının önünde ben de hikâyesi bitmemiş bir hayalperesttim.