"Vicdan denen şey bağırsak gibidir. Sen uyurken de çalışır. Köreltsen de insaniyetini; işlediğin o korkunç cinayet, çıktığın idam sehpasıdır. Sımsıkı düğüm olur boynunda, kurbanının yağlı urgan gibi elleri. Kimse katil olduğunu bilmese de, her gece kendin asarsın kabuslarında kendini. Bağırsak vicdan gibidir. Derdin boşaltmaksa içini, kendin çekersin ipini. İnsan dener ve yanılır…"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kitabı sadece dışına bakıp hoşuma gittiği için almıştım ancak beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı… Kitapta açıkça Ermenilerin soykırıma uğradığı savunulmakla kalmamış Türklerin sömürgeci bir devlet olduğu ima edilmiştir. Kemalizm ideolojisi zorlama teşbihlerle nazizmle kıyaslanmıştır. Yazarın sayfa sonlarına eklediği dipnotların çoğu ise kendi gibi düşünen yazarların çalışmalarından alıntılardır. Genel olarak kitapta anlatılmak istenen Kemalizmin islam düşmanı bir din olduğu ve nazizm ideolojisine ne kadar benzediğidir. Bitirmek için kendimi zorladım ve benim için gerçekten dayanılması zor bir yolculuk oldu. Vatanperver birinin böyle bir kitabı kaleme alması mümkün değildir. Aksine böyle bir çalışma ancak Türk düşmanı birinin elinden çıkabilir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan birinin Mustafa Kemal Atatürk hakkında böyle cümleler kaleme alması ne üzücü.
Bilim, alternatifsiz olarak düşünen, sorgulayan beyinler ister. Dini eğitim ise gençleri bu sorgulama yetisinden uzak tutar. Bu kaçınılamaz çünkü dogma var. Kısaca bir ülkede dini eğitim ne kadar yayılırsa, sorgulayan toplum olma ümidi o kadar azalır.