Yavrular, bakire kızlar, filizler, kuzular, domuzlar, kertenkeleler, buğdaylar, karıncalar, arılar sâf ve mükemmel imiş bi zamanlar. Günün birinde gene sâf ve mükemmel olacak diyorlar ya, sen istediğin kadar Marx’ın ve Engels’in sözünü et; bizim yeni alfabeyi sökemiyorsan Hazreti İsa’nın ve Hazreti Muhammed’in sözünü et istediğin kadar -güze güz, kışa kış, yağmura yağmur, kara kar, çocuğa çocuk, tuza tuz, ekmeğe ekmek denir gene. Kar bastırır yarın veya öbürsü gün; ekmekler tükenir, çocuk ağlar evde. Atı arabaya koş, şehire yollan -Marx’ın ve Engels’in soğumuş külleri duymaz soğuğu.
Sen ölürsen ben üşüyeceğim, Sevgil. Sen ölürsen ellerim ayaklarım donup taş kesilecek, Sevgil. Yeşil yosunlar örtecek üstümü, Sevgil. Alnımda kurbağalar viyaklaşacak Sevgil. Ve kurbağayı yutan soğuk bir yılan koltuğumun altına sokulup uyuyacak, Sevgil. Sen sakın ölme, Sevgil.
Topraksız biz, biz olmaktan çıkarız. İnsanlığımız beş paralık olur… Bu toprağın her karış yerinde bizim izlerimiz var. Bizim ellerimiz altında yeşerdi bu toprak.. Bu toprak, topraktan öte bir şey, canımız bizim…