Çisemnur Özen

Çisemnur Özen
@cisemozen
çiçekler sevildikçe büyür
Atatürk Anadolu’ya ilk çıktığı vakit, “Maksadımız makam-ı mukaddes-i hilafet ü saltanatı muhafaza ve müdafaa etmektir,” demişti. Ya ne diyecekti o gün? “Maksadımız Yunanları denize döktükten sonra hilafeti de padişahlığı da kaldırmaktır,” mı diyecekti?
Sayfa 145·Kitabı okudu
Reklam
Düşününüz: Yirminci yüzyılda ilerleyen memleketler görmüşsünüzdür. Kalkınan, duraklayan, yerinde sayan memleketler de görmüşsünüzdür. İlerlemişken, pişman olmuş gibi, gerileyen bizden başkasını gösterir misiniz?
Sayfa 132·Kitabı okudu
Hayır, gençler, yeni anayasa Atatürkçüdür. Onun uygulanmasını isteyeceksiniz. Çocuklarımızı eğiten bir tek hafız okulu, bir tek işleyen tekke, medeni kanuna aykırı vaaz eden tek bir hoca, ramazanda lokanta vagonlarını bile çalıştırmayan baskı, tek bere ve çarşaf, yeni anasaya uygulanmıyor demektir. Yeni anayasa Sultan Hamid salnamelerindeki Kanun-i Esasi gibi “Murat lafzı” demektir. Gençler 19’uncu asır Tanzimatçılığı değil, 1923 Atatürkçülüğü istiyoruz diye haykırınız. 1923 Atatürkçülüğü ile uzlaşmayan hiçbir şey, Türk milletinin faydasına değildir.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Aşkın akılla alakası yoktu. İnsanın aşık olduğu kadının mantıklı düşünüp düşünmemesi önemli değildi. Aşk, aklın üzerindeydi.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Atatürk’e, henüz Mustafa Kemal’ken, padişahlığı ve halifeliği teklif ettikleri günleri hatırlıyorum. Herhangi ileri bir adım atmak için Türkiye’nin şartları bugünkünden yüz defa elverişsizdi. “Hayır,” dedi ve bütün şanını, şerefini ve canını tehlikeye atarak bin yıllık medreseleri köklerinden söktü, attı. Şimdi on yıllık hafız okullarına dokunamıyoruz. Eski yazıyı söktü, attı. Dükkanlarımızın Arap yazısı ile kaplı duvarlarına ilişemiyoruz. Üç günde fesli ve sarıklı Türkiye, şapkalı Türkiye’ye değişti. Bugün Ankara ve İstanbul’un bazı semtleri bile bere ve çarşaf dolu. Türbeler açık, tekkeler açık.
Sayfa 126·Kitabı okudu