Ey nefis! Kâinâtın uzak çöllerine gidip Sâni'in isbâtına deliller toplamaya ihtiyaç yoktur. Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!
Mesnevi-i Nuriye
Mesnevi-i NuriyeBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20033,463 okunma
Büyü, Casusluk ve Zorbalık... İkisi Seride Biri İncelemede: İlahi Kentler Serisi
Kara Kule, Dune, Cosmere, Üç Cisim Problemi, İlk İmparatorluğun Efsaneleri ve Kızıl İsyan gibi türlerinin en iyilerinden olan ve çok sevilen serileri ağırlayan "İnceleme(?)" adındaki masamızda bugün, ismi geçen serilere nazaran daha mütevazi bir seri olan İlahi Kentler serisini konuk ediyoruz.
Ve hiç vakit kaybetmeden fantastik kurgu türünde bir seri olan konuğumuza rahatlaması için çeşitli içecekler ikram edip konuğumuzu benzer tür kitapların kendi aralarında konuşmaya daha meyilli olmasından dolayı* yan yana oturan Dune, Üç Cisim Problemi ve Kızıl İsyan serilerinin karşısına; Cosmere, Kara Kule ve İlk İmparatorluğun Efsaneleri serilerinin ise yanına yerleştiriyor ve diğer misafirlerimize İlahi Kentler serisine başlayabilmeleri için gereken basit bilgileri vererek onları tanıştırmaya başlıyoruz**(*)
*Bu türcü bir tutumdur, evet. Fakat her ne kadar bizi başkalaştıran yapılarıyla kişilik sahibi olsalar da kitaplar insan değillerdir ve bu nedenle türlerine, yazarlarına, yayınevlerine veya kapak renklerine göre kategorize edilebilirler. Ama insanlar EDİLEMEZLER.
**BKSBİGBB'ye nasıl bağlandık ama? İyi ama BKSBİGBB de ne mi diyorsunuz? Yenisiniz galiba... Bakıyım... YENİSİNİZ! Yaşasın yeni gelenler var! Hoş geldiniz! Umarım bir arkadaşa bakıp çıkacaktım demez ve buralarda kalmaya devam edersiniz. Kim bilir belki de BKSBİGBB'nin gizemini keşfederken Matematiğin, Kuantumun, yani "Hayatın" sırlarına da vakıf olursunuz. Sonuçta tüm büyük buluşlar en acayip yerlerden çıkma değil midir?
(*)Tekil kitaplarımız nerede mi oturuyor? Onlar özgürlüklerine düşkün ve biraz da başlarına buyruk olduklarından otoriteyi reddediyor ve masamızda gösterilen yerlerine oturmak yerine sağda solda dolanıyorlar. Bu
Mucizeler KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201952 okunma
Boardroom Billionaires adlı serinin üçüncü kitabı ilk kitabı ne kadar sevdiysem bundan o kadar nefret ettim . Konu gayet güzeldi aslında sevdiğim kinayeler vardı fakat ana çiftin embesilce halleri delirtti beni . Geberselerdi keşke bu beyinsizlikle nasıl bu saate kadar yaşamışlar hayret zaten normal şartlarda on kere ölmüştüler . Bundan daha salakça başka bir durum yaratamazlar artık dediğim her defasında yarattılar tebrik ediyorum .
Cassandra yani Cass'in çok sevdiği ablası eskortluk yaparken öldürülüyor buda bunun yapanı bildiği için intikam almaya karar veriyor . Konu zaten burada kafadan dakika bir gol bir patlıyor zira adam çok tehlikeli güçlü bir avukat şirket sahibi .Ve kızın asla konu ile ilgili bir hazırlığı donanımı bir boku yok öyle bodos adamla gidip tanışıyor takılıyorlar ve evlenmeyi başarıyor . Ki buda saçma böyle bir adam cart diye bunun gibi sıradan bir kızla evlenmez asla . Neyse aradan neredeyse 4 sene geçmiş beşe girmişler evlilikte bu gerzek hala bir halt becerememiş adam buna taciz dayak şiddet her haltı yapıyor . Kitap bu noktada başlıyor zaten kadın tek doğru düzgün karar veremedi tüm kitap boyunca bakın . Bu kocasını kendi öldüremeyeceğini anlayınca Rus'ların takıldığı leş bir mahalleye gidip katil bulmaya karar veriyor . Gidip kafadan adamın biri ile konuşuyor dehşet bir gerzeklik bakın adam bunu kaale almıyor . Bu sırada orada olan Matvei olayı izliyor sonrasında kadını gidip uyarıyor falan kadın hala adama çemkiriyor . Adamı dinlemeyip dışarı çıkınca iş teklif etmeye çalıştığı adam ve iki kişi daha buna saldırıyor Matvei gelip bunları öldürüp salağı kurtarıyor . Bu sırada yaralanınca kadın bunu hastaneye bırakıp kaçıyor isim cisim bilmiyorlar karşılıklı . Bu noktaya kadar Matvei çok karizmaydı bende bunu bir halt sandım . Matvei'de
Terra Alta // Javier Cercas
İspanya İç Savaşı’nın izlerini ve Franco diktatörlüğünün gölgesini taşıyan, ülkenin gözlerden ırak ve huzurlu bölgesi Terra Alta, sarsıcı bir olayla uyanır.
Bölgenin en varlıklı çifti olan Adell’lerin çiftliklerinde vahşice işkence edilerek öldürülmesi, insanların alışık olmadığı bir şiddet dalgasını beraberinde getirir.
Bu karanlık cinayeti aydınlatma görevi, Barselona’daki terör saldırılarını önlemedeki başarısının ardından dört yıl önce bu bölgeye yerleşen genç polis memuru Melchor Marin’e verilir.
Dışarıdan bakıldığında eşi ve kızı Cosette (Victor Hugo’nun Sefiller'indeki karaktere bir gönderme olarak) ile mutlu ve huzurlu bir yaşam süren Marin, aynı zamanda tutkulu bir okurdur. Ancak cinayeti çözmeye başladıkça, kendi derinliklerine gömdüğü geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.
Babasıyla hiç tanışmamış olan Marin’in hareketli gençliği, kaçınılmaz bir tutukluluk süreciyle kesintiye uğramıştır. Tam da o zorunlu yalnızlık döneminde bir "amansız okur"a dönüşen Marin için bu soruşturma, sadece bir dava değil, kendi bastırdığı karanlık geçmişiyle bir hesaplaşma fırsatıdır.
Terra Alta, dingin bir hayatın ardına gizlenmiş bir adamın hikâyesidir. Javier Cercas; iyilik ve kötülük dengesi, adalet arayışı ve geçmişin asla tam olarak silinemeyeceği gerçeği üzerine kurulu bu eserinde, okuru amansız bir ahlaki sınava davet ediyor.
İki cisim çarpıştığında her zaman onun çemberindeki cisimler de etkilenir.
Terra Alta’da olduğu gibi.
Melchor’un yaşadıkları beni etkiledi.
Terra AltaJavier Cercas · Everest Yayınları · 202445 okunma
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap.
Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz.
Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı.
Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış.
Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri:
1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…”
Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
MENRY KÖK ATALAR
YAZAR: KAAN ŞIVKIN
YAYINEVİ: ELPİS YAYINLARI
SAYFA SAYISI 224
PUANIM: 10/8
Merhabalar...
Bugün @elpisyayinlari çıkan @kaansivkin kaleme aldığı #menrykökatalar kitabı ile geldim
Yazarın kalemini çok beğendim. Her bir sayfa da sizi soluksuz bir macera ve merak bekliyor. Beklemediğiniz olaylar karşısında şaşkınlığınızı saklayamayacaksınız.
Gelelim kitabın konusuna;
Nemrut Dağı, yakınlarında yüksek gerilimli bir fırtına sırasında gökten düşen bir cisim tespit edilir.
Bu haber fazla yayılmadan hemen bir arama-tarama ekibi hazırlanır ve bölgeye araştırma yapmak için ulaşırlar. Çalışma esnasında ilk temas sağlanır ve üç cansız bir canlı organizma bulurlar.
Bulunan organizmalar insan yapısından çok farklıdır. Bulunan araç ise anlaşılamaz düzeyde yüksek teknolojiye sahiptir.
Bu duruma MİT hemen müdahale eder ve bir laboratuvar ve ekip kurarak cansız varlıklar, canlı varlık ve aracı bu laboratuvara naklederler.
İçlerinde doktorunda bulunduğu bu ekip canlı olan organizma ile iletişim kurmaya çalışır. Ve doktor Leyla canlı organizmanın adının 'ALAZ' olduğunu öğrenir. Fakat bu iletişimi daha fazla sürdüremez.
Ekibin sözlü anlaşamadığı canlı, sembolik bir şekilde bir şeyler anlatmaya çalışır fakat anlayamazlar. En son ekip Alaz'ın geldiği yer ile iletişim kurması gerektiğine karar verir ve bu durumu Cumhurbaşkanına anlatarak onay vermesini isterler.
Peki istedikleri onayı alabilecekler mi?
Alaz iletişim kuracak mı?
Alaz, Dünya için bir tehlike yaratacak mı?
#alıntı
" Unutmak, hatırlamanın başka bir biçimidir. Hatırlamak ise, kimi zaman gerçeği bilmekten daha ağırdır."
#reklam değil #kitapyorumu #kitaptanıtımı