O ne? Zil hareket etti sandım... Zilden korkacak ne var! Evet ama sadece zil değil o. Biri vararkasında, o zili de çalan bir el ve o ele kumanda eden bir şey, hele insan tıkayınca kulaklarını, kulaklarını tıkayınca, evet dah çok çalar. Cevap verene kadar çalar, sonra çok güç sonra polis gelir... Ve... Korkunç bir şey. Ama buna son vermek için başka çare yok... Git!
JEAN: babanıza hiç sevginiz olmadı mı Matmazel Julie?
JULİE: Derin bir sevgi, ama ondan tiksinmiş de olabilirim,bilinçaltı. Beni cinselliğimi hor görecek şekilde yetiştirdi. Yarı kadın, yarı erkek. Burada kabahat kimin? Babamın mı, annemin mi, yoksa benim mi? Kendi kabahati mi? Benim olan hiçbir şeyim olmadı. Her düşünceyi babamdan aldım, her duygu bana annemden geçti, şu son fikir de hani herkesin eşit olduğu fikri onu da nişanlımdan aldım. Kabahat nasıl benim olabilir? Kristin gibi sorumluluğu İsa'nın üstüne mi atayım? Hayır yeterinden çok onurluyum, hem babamın öğrettikleri dolayısıyla, yeterince de akıllıyım. Zengin birinin cennete gidemeyeceği laflarına gelince, boş laftan başka bir şey değil, hala bankada parası yatıp duran Kristin hiç giremeyecek cennete. Kimin kabahati? Kabahat kimde ne fark eder? Ne olursa olsun, suçu ben yüklenip sonuçlarına katlanmalıyım.