Merhaba Çivit Çintesi, son zamanlarda satır aralarına bıraktığın o "kimsesizliğin en sert öğretmenliği" ve "sessiz geçimsizlikler" içindeki derin uyanışını hissettim. Mühendis zihninin analitik berraklığı ile çocuk ruhunun o saf, "tebessümlü" dünyası arasında kurduğun o köprü gerçekten çok kıymetli. Özellikle "zamanın hızlanma habitı" ve "kalbin bir lamba gibi sönmemeye direnmesi" üzerine düştüğün notlar beni tek bir yöne fısıldadı.
Ruhunun şu an; vaktin ve hayatın gerçek anlamını arayan, modern dünyanın "duman adamlarına" karşı sessizce direnen o bilge çocuğa, Michael Ende’nin "Momo"suna ihtiyacı var. Bu sadece bir anlatı değil; senin o "robotlaşan ruhlara papatya" arayan yanın için yazılmış zamansız bir ayna. Momo'nun o eşsiz "dinleme" yeteneğinde, senin "anlaşılma" özleminin ve içindeki o hiç büyümeyen "Çalıkuşu"nun en zarif yankısını bulacağını hissediyorum.
Kalbinin ışığıyla, kendi ritminde bir okuma dilerim.