Sinemaya ve tiyatroya da uyarlanmış bir roman Tersine Dünya. Kadınların ve erkeklerin yer değiştirdiği bir kurgu. Empati kurmaktan ziyade okurken “nasıl yani? Erkeklerin tüm algı ve düşüncesi cinsellikten hatta sapıklık derecesinde bir zihin yapısından mı ibaret?” diye düşünmeden edemiyorum. Zira kitapta yansıtılan her kadının biricik amacı namuslu ev erkeklerini, yeniyetme oğlan çocuklarını, emekçi çalışan erkekleri çeşitli oyunlarla yatağa atmaktan ibaret. Karakterlerin hepsi çok sığ. Okurken çok rahatsız oldum. Fakat yazar, okur neşelensin ya da iyi hissetsin diye yazmaz. Kişisel hislerimi bir kenara bırakıp yorum yapmaya çalışacağım.
Orhan Kemal, babası tarafından da şiddete uğramış ve annesinin şiddete uğradığına zaman zaman tanık olmuş. Bunun yansımasını romanlarının çoğunda görürüz. Kadın karakterlerin birçoğu romanlarında da şiddet görür. Tersine Dünya’da ise kadın-erkek yer değiştirdiği için aynı şiddet bu sefer erkeğe uygulanır. Kadın-erkek değişikliğine rağmen karakter zihniyetleri erilliğini koruyor.
Bitirim Leyla tipik ve alışılagelmiş mahalle kabadayısının kadın versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Üç kağıtçı, dolandırıcı, evlerden ırak bir aile anası. Bekçi ile girdiği münakaşa sonucu hapse düşer ve zamanla ailesi dağılır. Hapiste iken kocası ve oğlunun namusuyla ilgili tedirginliğini dile getiren karakter hapisten çıktıktan sonra soluğu genelevde alır. Pala bıyıklı bir tiplemeye aşık olur. Kocası ve oğlu ile olan karşılaşması ise bir pavyonda gerçekleşir. Bu karşılaşma sonrasında karakterler hayatlarının seyrine devam eder.
Orhan Kemal’in eserlerinde belirgin olan dil özelliklerini bu eserde de görmekteyiz. Hayatın içinden konuşmaları okumaktayız. Bir farkla cinsiyetçi ve eril dile yerleşmiş birçok kalıp söz, kurgunun gerektirdiği şekilde ters