Puan vermedi·320 syf.··
2026 26. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:03
Beni derinden etkileyen ve okurken hem ağlatıp hem büyüleyen bir kitaptı. Kitabı okurken çok fazla yerin altını çizdim ama bunu yaparken bir kağıt parçasına çizik atıyormuş gibi değil de bir ruha ben seni anlıyorum senin hissettiklerini bunu okurken bende hissediyorum demek gibiydi bu sefer. Yazım diliyle olsun hikayelerin ve karakterlerin derinliğiyle olsun en sevdiğim kitaplar arasında yer almayı başaran bir kitap oldu. İçinde bir çok hikaye barındırıyordu. Hikayeler ne kadar kısa olursa olsun sindirmesi bir o kadar da uzun sürüyordu. Her hayatı her ruhu okuduktan sonra oturup duvara bakarak okuduklarımı sindirmeye çalıştım. Bütün hikeyelerin olayı karakterleri o kadar güzeldi ki bir favori seçemedim aralardan. Kitap ile alakalı o kadar uzun konuşabilirim ki ama hem buraya çok uzun bir şey yazmak istemediğimden hem de gerçekten çok uzu olacağından bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum. Eğer bir gün yolunuz bu kitaba düşer gözlerini kelimelerde dolaşırsa. Uzun uzun konuşabiliriz kitap hakkında. Ve son olarak sessizlikle lanetlenmiş ölümsüzler tarafından ihanete uğramış o ozan umarım bizde seni hayal kırıklığına uğratmayız.
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025630 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 43. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:44
“Hafıza için zaman diye bir şey yok. Orada sınırlar yok, ebedi ayrılıklar yok, hayatın öte ve beri kıyısı yok. Orada ölenler ve kalanlar bir arada ve sanki her şey yeniden kurgulanıp yaşanmak için var.” Dönüş - Mehtap Ceyran On yıl sonra hapishanenin o ağır kapısı açılır ve Pero tahliye edilir ama  asıl yolculuk eve değil, kendi içine doğrudur. Dönüş yolunda hayatının muhasebesini yaparken çocukluğuna, yaralarına ve en çok da babasına döner. 1980 darbesinin gölgesinde geçen bu hikâye; yalnızca bir kadının değil, aidiyet duygusunu hiç tadamamış bir çocuğun da hikâyesidir aslında. Pero’nun en büyük becerisi içinden konuşmaktır belki de. Çünkü gittiği her yerde şiddet görmüş, aşağılanmış, istismara uğramış ve sesini duyuracak bir yer bulamamıştır. Kitap boyunca en çok şu duygu geçti içime: Bir insanın hayatında bazen bir insanın yokluğu değil, varlığı yara olur. Pero babasını özler de… affedemez de. Kızar da… vazgeçemez de. Nefretle şefkatin birbirine karıştığı o yerde yılların hesabını tutmaya çalışır. Bazı insanlar içimizde sadece derin bir çizik olarak kalırlar. Ne tamamen vardırlar ne de tamamen yokturlar. Mehtap Ceyran; baba-kız ilişkisini, travmayı, aidiyet arayışını ve yüzleşemediğimiz yaraları çok içten ve cesur bir dille anlatmış.İnsan ruhunun derinliklerine inen bu dokunaklı hikâyeye mutlaka bir şans verin. Peki Pero, yıllardır içinde taşıdığı bu hesaplaşmayı babasına söyleyebilecek mi? Yoksa bazı yüzleşmeler insanın içinde mi kalıyor?
DönüşMehtap Ceyran · Everest Yayınları · 202636 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024890 okunma
8/10
·456 syf.··
2026 11. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:46
Nermin Yıldırım, sadece tek bir kitapta Türkçe’de - kökeni Türkçe olsun olmasın- kullanılabilecek bütüüüün kelimeleri kullanabilme yetisine sahip. Sanki sözlüğü açmış, kullandığı her kelimenin üstüne çizik atmış; tüm sözlüğü çize çize bitirmiş gibi. Kelimesi fazla olup da sanatı da becerebilen yazarları seviyorum. Nermin Yıldırım
Düşünce
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Yalnızlığa alışmaktan korkar gibi oldum...
6/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 13:16
Eser Türk Edebiyatı'nın ilk yol romanı olma özelliğini taşıyor. Yani kitap baştan sona yolda geçiyor. Başta böyle söyleyince sıkıcı gelebilir, tek mekanda çekilen filmler gibi düşünün. Bayram şoför koltuğunda bizde sağ koltukta yola çıkıyoruz. O anlatıyor biz dinliyoruz. Dil çok akıcı ve güzel kullanılmış. Yöresel kelimeler ve şive, günlük ağız kitapta sıklıkla var. Ama bu anlatımı boğacak şekilde veya sıkılmaya sebebiyet verecek düzeyde değil. "Cakayı bırak, bokoğlu bok! Canımı sen vermedin. Sürdürürüm piyadeye haaa! Anam avradım olsun sürdürürüm!" (s.13) Yazarımız Ağaoğlu, dolgun bir eğitime sahip. Eğitimi sonrası iş hayatı da oldukça takdire şayan. TRT'de çeşitli mevkilerde görev yapmış çalışmış. İdeolojik fikirlerini eserlerine yansıtmaktan hiç çekinmemiş. Fikirlerine ve düşüncelerine uymadığı noktada her şeyi elinin tersiyle itebilecek iradeye de sahip bir yazar. Zira dönemin TRT Radyo Dairesi Başkanlığı görevinden, özerkliğine el koyulmasından dolayı istifa etmiş. Takdir edilesi bir duruş... Kitaba dönecek olursak: Kahramanımız Bayram ve onun canı gibi sevdiği sarı Mercedes'i Balkız. Başta da söylediğimiz gibi kitabımız bir yol romanı. Baştan sona yolda geçiyor. Bayram anası babası ölünce amcasının sahip çıktı bir garip. Amacı Almanya'ya gitmek 'sarı taksi' almak. Amacına da ulaşıyor elbet. Ama neleri feda ederek, nelere göğüs gererek... Bayram karakteri üzerinden gurbetçi kavramının tüm olguların yazar okuyucuya aktarmayı başarmış. Bizde Bayram'ın Almanya'dan Ballıhisar'a dönüş yolculuğunda ona eşlik ederken, gurbetçilerin çektiği her zorluğu, yaşadıkları şartları görüyoruz. Bayram yol boyunca yaşadığı, gördüğü olaylarla geçmişe gidip hayatından an'lar hatırlıyor ve bize aktarıyor. Bilinç akışı tekniği çok başarılı kullanılmış. İçsel diyaloglar
Fikrimin İnce GülüAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20252,533 okunma
Bir anneye göre kız evlat nedir? Bir kız evlada göre anne nedir?
Puan vermedi·277 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 17:35
Spoiler içerir! Hikâyeye başlarken güzelliğene takıntılı güzel bir oyuncu olan Izumi'yle tanışırız. İzumi kariyerinin zirvesindeyken artan leke ve kırışıklıklarına çare bulamayınca çocukluğundan beri onu tedavi eden doktorunu çağırır. Doktoru İzumi'ye, başlarda biz okuyucuların bilmediği, bir tavsiyede bulunur. İzumi doktorla görüşmesinden sonra radikal bir karar vererek güzel mi güzel Sakura adında bir kız çocuğu doğrur ve çocuk doğduktan kısa süre sonra İzumi çocuğunu yanına alıp gizemli bir şekilde ortalıktan kaybolur. Daha sonra İzumi ve okul çağlarına gelmiş kız çocuğunu sıradan bir hayat yaşarken görürüz. İzumi o ara toksik denilecek seviyede kız çocuğuna düşkündür, özellikle kızının güzelliğine aşırı derecede takıntı yapmış durumdadır. Sakura'da en ufak bir çizik görse kıyameti koparıyor, saldırganlaşıyor vs vs. Tabii biz bunları okurken başlarda İzumi'yi çocuğunu aşırı düşünen bir anne zannederken okudukça olayın öyle olmadığını anlarız. Meğerse İzumi bu çocuğu doğurarak kızının beyniyle kendi beynini değiştip daha genç bir forma kavuşma niyetindeymiş. Ve İzumi'ye tavsiyede bulunan doktor bu beyin ameliyatını gerçekleştirip cidden İzumi'ye kızı Sakura'nın bedenini bahşeder. Böylelikle İzumi Sakura'nın bedeniyle yeniden doğmuş olur. Sakura'ya ne olduğunu soracaksanız annesi tarafından bedeni ele geçirilmesi yetmiyormuş gibi annesi gidip kızın beynini de eziyor. Yani bir yerlerden hortlamazsa eğer kız ölüyor, bedeni annesine kalıyor. Bu olaylar oluştuktan sonra İzumi'nin Sakura'nın bedeninde hayatını devam edişini falan okuyoruz, saçma sapan olaylar oluyor yine. Neyse bundan sonrasını size bırakıyorum. Son olarak bilimkurgu ve korku karışımı bu tarz Japon işi hikâyelere meraklıysanız belki bir şans verilebilir, diğer türlü okumasanız da pek bir şey
Baptism, Tome #1Kazuo Umezu · Glénat · 20061 okunma