“Geçmiş Hiçbir Zaman Tamamen Geçmez , Ruhlar Evi”
Puan vermedi·544 syf.·
2026 118. kitabı
Ruhlar Evi, büyülü gerçekçilik akımının en güçlü örneklerinden biri olarak Latin Amerika edebiyatında özel bir yere sahiptir. Isabel Allende, bu romanda bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı değişimi anlatırken aynı zamanda bir ülkenin politik ve toplumsal dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Roman, Trueba ailesinin hikâyesi üzerinden ilerler. Aile bireylerinin hayatları sadece kişisel kaderleriyle değil, aynı zamanda ülkenin siyasi çalkantılarıyla da iç içe geçmiştir. Güç, iktidar, aşk, şiddet, sınıf farklılıkları ve kadınların toplumdaki yeri romanın temel eksenleridir. Allende’nin anlatımında gerçek ile mistik olan iç içedir. Hayaletler, sezgiler ve kehanetler sıradan hayatın doğal bir parçası gibi sunuluyor . Bu durum romana hem büyülü hem de derin bir atmosfer kazandırıyor. Özellikle Clara karakteri, sezgileri ve ruhsal duyarlılığıyla ailenin manevi merkezi gibidir. Esteban Trueba ise güç ve otoriteyi temsil ederken; zamanla sertliği ve öfkesi hem ailesini hem de kendisini dönüştürüyor . Roman boyunca kuşaklar arası çatışma, kadınların direnci ve siyasi baskının birey üzerindeki etkisi güçlü bir şekilde işlenir. Allende, sadece bir aile hikâyesi anlatmıyor ; aynı zamanda bir toplumun hafızasını da yazıyor. Ruhlar Evi, hem duygusal hem de politik derinliği olan güçlü bir romandır. Büyülü gerçekçilik sayesinde sıradan hayat, olağanüstü bir anlatı evrenine dönüşüyor. Bana göre ; Romanın ana mesajı şudur: “Geçmiş, sadece hatırlanan bir şey değil; bugünü ve geleceği şekillendiren canlı bir hafızadır.” “Geçmiş tamamen geçmeyebilir; ancak şifalanabilir. Geçmişin sevgiyle, anlayışla ve huzurla dönüşmesini diliyorum.” Keyifli okumalar dilerim
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20181,615 okunma
bu hikâye gerçek ile hayal arasında çok ince bir çizgide...
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Merhabalar kitapsevenherkes ailesi Bazen kitapların etkisi kitap bitse bile içinizde yaşamaya devam eder. Taşların Anlattığı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Roman, engelli doğan bir çocuğun sadece kendi hayatını değil, tüm aileyi nasıl dönüştürdüğünü farklı karakterlerin gözünden anlatıyor. Özellikle abi ile kardeş arasındaki bağ… çok etkileyiciydi. Göremeyen ve birçok ihtiyacını tek başına karşılayamayan kardeşi için abi adeta onun gözleri oluyor; birlikte büyüyorlar, birlikte yaralanıyorlar. İkinci bölümde ise bu kez kız kardeşin dünyasına giriyoruz. Ailenin ilgisinin engelli kardeşe yönelmesiyle kendini yavaş yavaş görünmez hissetmesi… abiyle arasına giren mesafe, içindeki kırgınlıklar ve “ben de varım” çığlığı o kadar gerçek ki, ister istemez insanın içine işliyor . Kitabın en güçlü taraflarından biri de bence toplumun engelli bireylere bakışını çok açık bir şekilde sorgulaması. Merak adı altında yapılan kırıcı yorumlar, uzaklaştırma çabası ve ailelerin yalnız bırakılması çok gerçek ve çok can yakıcı anlatılmış. Ve son bölüm… Engelli çocuğun ölümünden sonra doğan en küçük kardeş, sanki onun eksik kalan sesini, ışığını taşıyor gibiydi. Hiç tanımadığı ağabeyini hissetmesi ve aileyi yeniden bir arada tutan o görünmez bağ… insanın aklında uzun süre kalıyor. Şunu düşündürüyor: Belki de o çocuk konuşabilseydi, kendini ifade edebilseydi aslında tam olarak böyle bir his bırakacaktı. Büyülü gerçekçilikle örülmüş bu hikâye gerçek ile hayal arasında çok ince bir çizgide gidip geliyor. Bazı yerleri gerçekten çok yaralıyor, bazı yerleri uzun uzun düşündürüyor. Notre Dame Edebiyat Ödülü’nü almasına hiç şaşırmadım. Çünkü bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; sevgi, kayıp, kardeşlik ve hatıraların insanda bıraktığı izleri anlatıyor. Ben bir özel eğitimci olarak
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,625 okunma
Reklam
Bu sefer karakterimiz bir köpek…
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:58
Buck, doğduğu günden beri Santa Clara Vadisi’nde sahipleriyle birlikte rahat, huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmekte olan melez bir köpek. Ancak bir gün kaçırılarak Alaska’nın dondurucu ve acımasız koşullarına götürülür ve altına hücum döneminde kızak köpeği olarak satılan Buck’ın hayatı artık tamamen değişmiştir. Medeniyetin konforundan koparılan Buck, burada ilk kez karla tanışır, açlık, mücadele, hayatta kalma savaşı ve doğanın sert kurallarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Yaşadığı her zorluk onu dönüştürürken, atalarından miras kalan ilkel içgüdüler de giderek uyanmaya başlar. Güçlü olmayı, mücadele etmeyi ve doğanın kurallarına göre yaşamayı öğrenir. Hayatı boyunca birçok sahip değiştiren Buck, insanların hem iyiliğiyle hem de acımasızlığıyla karşılaşır. Özellikle John Thornton’un sevgisi ve şefkati, onun insanlara olan bağlılığını ve sadakatini güçlendirir. Ancak tüm bu sevgiye rağmen, içinde giderek büyüyen o ses onu çağırmaktadır. Atalarından miras kalan vahşi doğanın sesi… Buck’ın medeniyet ile vahşi doğa arasında verdiği bu etkileyici mücadele, sadece bir köpeğin hikayesi değil; aynı zamanda özgürlüğün, aidiyetin, sadakatin ve özüne dönüşünün de hikayesidir. Kitabı okurken dikkatimi çeken küçük ama en güzel detaylardan biri ise Buck’ın gazete okumadığı için Altına Hücum döneminden habersiz olmasıydı. Bu yüzden tamamen bilgisiz ve ne yaşadığının farkında olmadan o sert dünyaya sürüklendi. Jack London bu küçük detayla bile bilgi sahibi olmanın ve okumanın insanı hayatta bir adım öne çıkarabileceğini etkileyici bir örnekle vurgulamıştır…
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202143,3bin okunma
7/10
·120 syf.··
2026 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:21
Taşların Anlattığı - Clara Dupont-Monod "Bir yaralı, bir asi, bir uyumsuz ve bir büyücü. Güzel iş." dedi anne babaya.. Güldüler... @mutalaacemiyetii ile birlikte okuduğumuz bir kitaptı 'Taslarin Anlattığı' . Engelli dogan bir cocuk üzerine bir ailenin zamanla yaşadığı değişimi izleyerek bizlere anlatan taşların hikayesi.. Bir portakalın gözlerle takibinin anne gözündeki kıymeti.. Bir abinin uyumsuz kardeşe duyduğu sevgi ve şefkatin altında kalması.. Bir ablanın öfkesi.. Ve sonuncunun geçmişi hayallarinde yaşamaya, uyumsuzla tanışmaya çalışması.. Trajik bir hikaye.. Metin kısa ama oldukçada derin. Tavsiyedir efenim..
1000Kitap
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,625 okunma
2/10
·127 syf.··
2026 69. kitabı
Yarısından çoğunu temiz temiz okudum. Sonraki sayfaları hızlıca tarayıp kenara bıraktım. Mis gibi yarım bıraktım, ki bana kendini yarım bıraktıran kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Helal olsun. Taşların Anlattığı’nda o şiirsel, imgesel atmosferi kuran yazarla bu ham, çiğ metni yazan kişi aynı mı gerçekten ya? Çok şaşkınım. Bir okulda çocukları rehin alan ve Elon Musk olduğunu söyleyen kişiyle müzakereci arasındaki konuşmayı okuyoruz. Elon Musk, Trump, X platformu, yapay zekânın insanlığı tehdidi, sosyal medyanın zihinlerimizi teslim alışı gibi konular üzerinden bir şeyler söylemek istiyor yazar. Bu başlıklar elbette çağımızın önemli tartışmaları. Bunların edebiyatın konusu olmasına itirazım yok. Ama bunlar o kadar dönüştürülmeden yazılmış ki sosyal medyada ya da bir haber sitesinin yorum bölümünde yürüyen bir tartışmanın kurmaca versiyonuna denk gelmişim gibi hissettim. Kitap bir tartışma sunuyor, bir pozisyon öneriyor, güncel meseleler hakkında düşünüyor. Yanlış bir şey de söylemiyor. Ama tüm bu güncel tartışmaları, fikirleri, korkuları alıp da daha büyük, daha insani bir yere de taşıyamıyor. Misal, Körlük kitabını okuyup da “Saramago şu politik görüşü savunuyor” diye düşünmezsiniz değil mi? Aklınızda bir tezden çok bir insanlık manzarası kalır. Kafka’nın Dava’sını okuyup “1900’lerin başındaki Avusturya-Macaristan bürokrasisi hakkında bir roman okudum” demezsiniz. Ama bu kitap insana böyle cümleler kurdurur. Çünkü yazarın yapıyı kurarken kullandığı iskele hâlâ ortada duruyor. Romanın arkasındaki fikirler, göndermeler ve niyetler okurken ayağınıza takılıyor. İyi kitaplar bizi bir fikre ikna etmeye çalışmaz. Onlar geride adını bize koyamadığımız bir şey bırakır. Tarif edemediğimiz, bizi insan olmanın karmaşasıyla baş başa bırakan bir şey. Ben bu
YüzleşmeClara Dupont · İletişim Yayınları · 202629 okunma
Spoilersız
8/10
·400 syf.·
2026 54. kitabı
Selamlar, Yazın ortasında neden bir noel kitabı okudum hiç bilmiyorum. Kitaplarında mevsimi olduğuna inananlardanım ve kesinlikle bu kitap bir yaz kitabı değil. Ama yine de canım okumak istedi ve okudum. Bunu tutuyorum çünkü elimde gibi bir şey oldu ama neyse... siz beni anladınız Ben kitabı sevdim arkadaşlar. Absürt karakterlerle dolu güzel bir kitaptı. Clara ve Jack ise gerçekten tatlı ve olgun karakterlerdi. Hani şu otuzlu yaşlarda olupta liseliymiş gibi tepki verenlerden değillerdi. Dolayısıyla bu da okuma zevkimi bayağı artırdı. İkisi de green flag karakterlerdi. Hikaye de oldukça tatlı ve eğlenceliydi. Olayın klişeye bağlamaması da ayrıca güzeldi. Ben tek seferde okudum. Dili akıcı ve eğlenceli. Güldürdüğü yerleri oldu. Kafa dağıtmaya bire bir kitap. Tavsiye eder miyim? Evet.
Noel'de Sonsuz AşkHannah Grace · Olimpos Yayınları · 202530 okunma
Reklam
Reklam