Bu kişileri tıpkı derinden derine birbirlerine bağlayan o görünmez bağ gibi, yüzlerini de birbirine benzeten bir şey yok mu sizce? Sessizlerin, anlatmayi bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenler, dinsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi? Sanki anlatamadıkları hikayelerin harfleri ile kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin, ezikliğin, hatta yenikliğin işaretleri var onlarda. Kendi yüzünüzü de düşünmüşsünüz değil mi bu yüzlerin içinde? Ne kadar kalabalığız hepimiz, ne kadar açıkız hepimiz; ne kadar çaresiziz çoğumuz!

.. ya da dert yoktu da ortak bir dünya vardı: çok fazla bir şeyler beklenmeyen, ama hiçbir zaman da küsülmeyen, anlamı ve anlamsızlığı sınırlı, insanı alçakgönüllülüğe çağıran yerli yerinde bir dünya. 
İnsanlar, vicdanın varlığını kendilerinde yoklamazlar, daima karşılarındakiler de ararlar. Bulamayınca kızarlar, ifrit olurlar. İşte hep patırtılar bundan çıkar.