İnsan en iyi dostunu güç bir durumda görmekten gerçekten hoşlanır. Dostlukların büyük bir bölümü böyle bir eziklik üzerine kuruludur. Bu tüm aklı başında insanların bildiği eski bir gerçektir..
Doğu halkının ve devletlerinin en kötü yönlerinden biri; izleme fikrinden yoksunluk, öngörüsüzlük ve insan ömrünü aşan zaman boyunca sürebilecek yöntem ve programlardan uzak oluşlarıdır..
Napolyon der ki; "Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamaya Ruslar ile birlikte başladık. Aramızda hiçbir anlaşmazlık çıkmıyordu. Sadece İstanbul bizi ayırabiliyordu. Bu kenti aramızda bölüşmek imkansızlığı Türkiye'yi çözülmekten kurtarıyordu. İşte onda hak sahibi olduğu iddiasında bulunan Rusya ile uzlaşmamıza tek engel gene bu kentti. Bana gelince ondan vazgeçmek karşılığında hiçbir değer düşünemiyordum. İstanbul paha biçilemeyecek değerli bir anahtardır. Tek başına bir İmparatorluk demektir. Bu bakımdan ona sahip olan, bütün dünyaya sahip sayılır"
Sonuç olarak, Arap yazısı Türkçe için sayısız zorlukların nedeniydi. Ondaki karmaşık düzen, dilin öğrenilmesini güçleştiriyor ve öğrenimin halk arasında hızla yayılmasını da engelliyordu. Okuma yazma işi Osmanlı da sadece seçkin bir zümrenin kapsamındaydı. Yabancıyı dahi bıktırıyordu. Türk milletinin ilerlemesinde büyük bir engel durumundaydı..