Armstrong derki; Mustafa Kemal Atatürk, mevsim dışı doğmuş bir insan, bir çağın ötesinde yaşayan, bozkırların Tatarlarına ani bir dönüş, ilkel canlılıkta donatılmış bir varlıktı. Askeri dehası ve gem vurulamaz iradesi ile, vahşi süvari ordusunun başında dört nala, krallıkları fetheden bir Cengiz Han veya Timurlenk olabilirdi. Ama o, küçük bir ülke çapına indirgenmiş olan ölmüş bir İmparatorluğun varisiydi. Talihin verdiği imkanlarla yetinmek ve kendini geri bırakılmış bir halkın eğitimine adamak zorunda kaldı. Emredici beyne sahip bu insan, Çankaya'da küçük bir köy evinde yaşadı ve silahı sadece elindeki tebeşir ile karatahtadan ibaretti..
Bir husus var ki, bunu asla unutmamak gerekir. Çoğunluk hiçbir zaman bir adamın yerini tutamaz. Çoğunluk sadece ahmakları değil, alçakları da temsil eder. Yüz tane boş kafa nasıl ki bir akıllı adama eşit olmazsa, yüz korkak adamdan da hiçbir zaman kahramanca bir karar beklenemez..
Yahudilerden dürüstlük beklemek, bu düzenbaz kavim için mümkün değildi. Zaten bu halkın ahlak ve temizlik anlayışı çok kötüydü. Uzun palto giyen bu adamların kokusunu duydukça içime bulantı geliyordu. Elbiseleri pislik ve kaba insanlardı. Ayrıca herhangi bir sosyal ve özel hayatta ne zaman bir pislik ile karanlık ortaya çıkarsa, altından bir yahudi parmağı çıkıyordu..