Uzun bir inceleme olacak. Okurken yorulmamanız adına hazırlık yapınız. Öncelikle Hem Hitler'i hem de kitabını birçok insan büyük bir önyargı ile okuyor ve bir şey anlamıyor. Nasıl olsa benim görüşüm değil deyip geçiyor. Her kitapta olduğu gibi bunda da aynı şeyi yapıp, kendi fikirlerinizi ve duygularınızı bir kenara koyup yazarla bütünleşmelisiniz hatta yazarın kendisi olmalısınız. Elbette bu kitap tek başına Hitler'i anlamak için yeterli değil. Daha çok araştırma yapmalısınız.
Günümüzde Yahudi toplumunun, emperyalizmin ve komünist ideolojinin ne kadar tehlikeli olduğunu artık bilmeyen yok fakat bize dayatılan gerçekler(aslında yalanlar) gereği bunlar iyi bir şeymiş gibi gösteriliyor. Neredeyse hepimiz emperyalistiz, neredeyse hepimiz Yahudilerin kontrolü altında yönetilen şirketler, kurumlar vb. yerlerde çalışıyoruz ya da çalışacağız. Hitler de bunlar olmasın diye çabalamış bir insandır. Bazılarına göre insan değildir orası ayrı. Herkes kendi penceresinden bakıyor olaya.
''Bir hamamböceği öldürürsen kahraman, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır.'' Nietzsche - Bu sözü incelememin içerisinde yazmak istedim çünkü az önceki cümlemle ilgili.
Elbette Hitler yanlışlar yapmıştır, hatalarla doludur ve suçludur. Bunların hepsinin dışında doğruları, faydaları ve bize kazandırdığı birçok şey de vardır.
İyi ve kötü, saf ve temiz hiçbir zaman birbirinden tam olarak ayrılmaz. Beyaz ve siyah nasıl bir zıtlık olarak karşı karşıya geliyor ve her birinin içerisinde diğerinden bir parça varsa insanlar için de bu durum böyledir. Şimdi kitabı incelemeye başlıyorum
Genel olarak bakacak olursak: Adolf Hitler'in ''Kavgam'' adlı eseri, 20. yüzyılın en tartışmalı ve tehlikeli kitaplarından biri olarak kabul edilir. Hem bir otobiyografi hem de ideolojik bir
Kitabın 79. sayfasındayım, şu ana kadar daha çok politik şeylerden bahsedildi kitapta ve açıkçası ilgimi çekmedi. Umarım kitabı bitirdiğimde aynı şeyleri düşünmem.
Kavgam’ı okurken kendimi bir diktatörün kafasının içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Sürekli kendi tarafını savunuyor, bazı şeyleri o gözle okuyunca “neden böyle düşündüğünü” anlıyorsun. Ama bu kesinlikle hak verdiğim anlamına gelmiyor. Daha çok, yanlış bir düşüncenin nasıl kurulduğunu görmek gibiydi.
Kitabın en garip tarafı, bazı bölümlerde sanki ikna ediciymiş gibi hissettirmesi. Ama işin arka planını bildiğin için bir noktada “yok artık” diyorsun. Bana göre edebi bir tat vermekten çok, tarihte nasıl korkunç şeylere zemin hazırlandığını göstermek için okunabilir. Yani okunacaksa da mutlaka mesafeli ve eleştirel bakışla okunmalı.
.
Kimler sevebilir? Tarih/siyaset okurları • propaganda metinlerine karşı eleştirel yaklaşmak isteyenler • ideoloji incelemesi yapan akademi öğrencileri
Ağır giden yerler? Tekrarlarla dolu monolog, retorik yorgunluğu.
Benim çıkardığım tez: Retorik, yanlış fikirleri makul gibi gösterebilir.
2 benzer kitap: Totalitarizmin Kökenleri • Üçüncü Reich’ın Yükselişi ve Çöküşü
KavgamAdolf Hitler · Tutku Yayınevi · 201812,8bin okunma
Kavgam, Adolf Hitler’in hapishanedeyken kaleme aldığı, hayatını, hayal kırıklıklarını, ideallerini ve davasını anlattığı kitabıdır.
Kavgam, Hitler’in yükselişi ile birlikte yükselmiştir ve büyük bir önem taşımış, Nazilerin manifestosu haline gelmiştir. Kitap, dünyanın şekillenmesinde de bir o kadar etkili olmuş.
Kitabı okuduğunuzda, aslında yaşananların o kadar tesadüf olmadığını, Hitler’in anlattıklarını harfiyen yerine getirdiğini anlayacaksınız.
Eski İngiltere başbakanı Winston Churchill; ‘Eğer Kavgam’ı yeterince ciddiye alsaydık, 2. Dünya Savaşı’nı engelleyebilirdik,’ demiş.
Bu kitap, bir insanın elinden yazılmış belki de en ırkçı, faşist bir kitaptır. Yine de kitabı okuyun, okurken de ön yargılı olmayın. Okumadığımız ve hakkında bilgi sahibi olamadığımız kişileri nasıl eleştiri süzgecinden geçirebiliriz ki yoksa? Yaptıklarını bildiğimiz bir insanın düşüncelerini okumak ve bu düşünceler üzerinden yapılan eylemleri karşılaştırmak, sizi kötü bir insan yapmaz. Tarafsız okuyun ve Adolf Hitler’i bir de onun kendi gözünden tanıyın.
Son olarak Hitler’in kitaptan bir sözü:
‘Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim. Onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim…’ (öyle de yaptı).
Çok ama çok zeki bir adammış Hitler. Hani onun için biraz deli de diyorlar ya, zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardır…
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum.
1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı.
İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye,
Başıma bir iş gelmeyecekse eğer; kitabı büyük bir hayranlıkla okuduğumu belirtmek isterim. Hayranlığım; bir insanın kendisinde yarattığı ideolojiye sıkıca bağlanması, bunun uğrunda ödün vermesi, ideolojisini gerçekleştirebilmek için gereken her bir adımı bir makinenin en ince dişlisine kadar hesap ederek oluşturması ve sonucunda eyleme geçip kendi fikrince başarılı olması yönünde gelişti. Hitler bu kitapta tam anlamıyla bir dahinin doğuşunu, felsefesinin nasıl oluştuğunu, ideolojik alt yapısını meydana getirirken nelerin etkisinde kaldığını; kendi halkı için neyi hak gördüğünü ve bu uğurda ne yapmak istediğini baştan sona anlatıyor. Bunu yaparken ana tema olarak Alman ulusunun dünya üzerinde statü ve başarı sahibi olabilmesi için özüne dönüp arı ırk oluşturması gerektiğini, hatta tüm ırkçı ulusların sadece kendi benliklerini her daim koruyarak başarıyı elde edebilecekleri üzerinde epeyce duruyor. Arı ırk oluşturmak içinse toplumun en küçük bireyinden başlayarak sosyoloji,psikoloji,psikomotor, psikososyal, felsefi,pedagojik… ve saymakla bitmeyecek kadar çok yönlü olarak akademik disiplinler yönünden bireyin gelişimini ele alıyor ve hatta bireyin dünyaya gelmeden önce, onu topluma kazandıracak ebeveynlerinin dahi cinsel birleşmelerinin topluma fayda verecek kişiler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gelişim açısından zayıf, eksik, kusurlu veya özürlü bireylerin çoğalmasının önünün kesilmesinin bir devlet politikası olması gerektiğini belirtirken;
“Elbette bu durumdan bazı kişileri incinebilir; ama unutulmamalıdır ki halkının en ileri seviyede olmasını isteyen her birey ırkının varoluşu için bu özverili davranışta bulunmalıdır” gibi cümlelerle olayı felsefi bir görüşe dayandırıyor. Kitabın ortalarında uzunca bir süre
Yahudi halkının tam anlamıyla
Öncelikle bu kitap, "bakayım bu deli ne demiş," şeklinde ya da "şu verdi okuyayım dedim" şeklinde okunacak bir kitap değil. Dövüşle ilgili sandım, okudum deyip 1 puan veren var kitaba. Okuduğunuz şeyin ne olduğunu bileceksiniz. Ve merak edeceksiniz. Hitler'ın fikirlerini, hayatının dönüm noktalarını, fikirlerinin doğumu, gelişimi ve sonuçlarını, nedenleri, onun bakış açısını merak edeceksiniz. Bu kitap "milliyetçilik ne değildir" diye de okunmaz.
Bu kitabı okumak için Hitler'a sempati duymak da gerekmez. Karşıt olan biri de okumalı, neye karşı olduğunu bilmek için. Yine de nefretle, her dediğini küçümseyerek okursanız elbette kitap bitsin diye dua eder ya da buna bile gerek duymadan yarıda bırakıp kenara fırlatır ve buraya gelip 1 puanı yapıştırırsınız.
Öncelikle Hitler'ın gerçekten iyi tespitleri var. Bazı eleştirilerine ve fikirlerine hayran olmamak elde değil. Diğer yandan Yahudileri hakaret içermeden bahsedememesi ve diğer pek çok kin duyduğu şeyi aşağılayışı yer yer beni güldürüyor. Özellikle tarihten bahsederken Osmanlıya yok olmaya mahkum hırdavat deyince gülme gelmişti. Fazla öfkeli ve aşağılamayı, küçümsemeyi seven biri ama kitap okurken bunu beklemiyordum diyen kişi yalan söylüyordur. Adamın tarzı öyle.
Yahudileri hakaretsiz anmadığı doğru, ama tüm kitap onları aşağılamak için yazılmadı. Yine "bu ne ya böyle devamlı Yahudileri aşağılıyor" diye kitabı kötülemek de biraz komik, yani adamın Yahudilere yaptığı en kötü şey kitabında onlara hakaret etmek olmadı çünkü.
Kitap Hitler'ı ve fikirlerini tanımak için yararlı.
Tutarsız biri, çelişkili, iyi yalancı ve propaganda yapmasını iyi bilen, zeki ama öfkesini, kinini, hırsını zekasının önüne koyabilen biri. En büyük eksisi de burada sanırım.
Yine abarta abarta Alman ırkını överken size baygınlık geçirtebiliyor.
Nasıl başlayacağımı bilemiyorum ama şöyle söyleyeyim hayatın her döneminde kendi kavgamız kendi davamız vardır. Hitler'in de tam olarak böyle.Hitleri bilen bilir ; ikinci dünya savaşında Almanya'nın Nazist lideri..Yahudi katliamı ile bilinir.. Onun da davası uğruna yaptığı kavgaları var her ne kadar Yahudi katliamına sebep olsa da. Bakmasını bilen için ders niteliğinde bir kitap. Açıkcası geçte kalmış olduğum bir kitap.
Hem okunması hemde bitirmesine geç kaldığım. Okumaya başlamadan önce Marksizm'i, Karl Marx'ı, Almanya'da Reich dönemlerini, Kızıllar grubunu, Burjuva partilerini hakkındaki bilgileri bir araştırın.Özellikle Marksizm'i. Çünkü Hitler her sayfada marksistlere karşı nefretini her yönüyle dile getiriyor. Kitap; Aldof Hitler kendi hayatıyla başlayıp ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik olaylarını bahsettigi otobiyografik tarihi bir eser. İçeriğine bakıldığında hayatı hiçte kolay yasamamış, anne ve babasını kaybettiğinde hayatı daha da kötü olmuş. Açlık ve sefalet içinde hayatta kalmaya çalışmış. Memur çocuğu olan Hitler, babası ısrar etse bile memur olmak yerine ressam olmak istemiş.Tarihe küçüklükten beri ilgilenmekteymiş. Bu ilgisi onu kendi milletine olan sevgisini coğaltmış. Hitlerin her zorluğa rağmen hayallerinin peşinden gitmesi oldukça etkileyiciydi. Aslında Hitler siyasete karışmak istemediğini söyler. Çalışmak için girdiği yerde parti söylemlerini dinlemek zorunda kalır. Hatta Yahudilerinde kim olduğunu bilmediğini zamanla onlari tanıdığını söyler. Onu siyaset sahnesine iten şey de tam olarak kimsenin Yahudileri tanımıyor oluşuydu. Yahudileri en iyi analiz eden kişi diyebilirim.
Hitabet yönünden oldukça iyi..Bu yönüyle dinleyicileri etkiler. Kitabın ilerileyen sayfalarında nasıl parti kurduğunu, ülkenin siyasal durumunu, parti proğramını, Birinci
Lütfen kitabı okuyun. Hemen ön yargılı olmayın. Bu benim fikrimden değil karşıyım demeyin. Tarafsız okuyun olayları bilmiyormuş gibi ve Adolf Hitler'i bir de onun gözünden bakarak okuyun arkadaşlar...
Kitabın dili oldukça sade ve kolayca anlaşılabilirdi.
Daha önce göz atmıştım ama şimdi güzelce sindirerek okuma fırsatı buldum. Çok ama çok zeki bir adam Adolf Hitler. Hani Onun için deli diyorlar ya zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardı normal diye düşünüyorum.
Kitapta Adolf Hitler çocukluğundan, hayallerinden bahsediyor, sonra partiye üye olması ve o günkü Almanya'nın içinde bulunduğu durumu, yönetimde olanların basiretsizliğini ve Yahudileri anlatmaktadır. Adam gerçekten de ileriyi görmüş . Şuan ki dünyayı kim yönetiyor. Tabi ki Yahudiler. O önceden olacakları tahmin etmiş ve kendince önlem almak istemiş. O anki şartların gerektiğini ve yapabileceklerini yapmış Hitler. Bunun gibi tarihte bir sürü örnekler vardır. Kabul edelim ya da etmeyelim o anda yaşamadık ancak yaşayıp görebilirdik. Kesin bir hüküm sürmek için. Osmanlıda padişahlar kardeş katli yapmadı mı? Mecburdular. Osmanlı imparatorluğunun devamı için. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal mahkemeleri kurulup idamlar olmadı mı? Mecburdular. Vatanın bekası için. Şartlar ne gerekiyorsa yapılması gerektiği ve ileri görüşlü liderlerin yaptıkları gibi mecburdular.
Hitler kitabında bir de kafasında tasarladığı Almanyayı anlatmakta ve yapılmasının mecburi olduğu yeni savaşlara gönderim yapmaktadır.
Lütfen tarafsız olun ve okumak için şans verin kitaba
İyi okumalar..
KavgamAdolf Hitler · En Kitap · 201612,8bin okunma
Irkçılık hastalıktır. Büyük bir hastanın günlüğü.
Nefret ve yok etme temelli narsizm eğilimli duyguların “nasyonal sosyalizme bulanmış” faşistliğin otobiyografisi.Hitabeti ve ifade dili oldukça güçlü olduğu için etiğin sorgulanmadığı fanatizmin ne boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor.Ve üzgünüm ki yarım bıraktığım tek kitap.
Koşullar ne olursa olsun umarım evrensel ahlak ilkeleri ışığında yürürüz.
KavgamAdolf Hitler · Sonsuz Kitap · 201712,8bin okunma
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837-1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.
İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.
Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.
1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.
1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.
Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.
Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.