ne görüyorsun. diye sordu, kendini yavaşça geri çekerek.
yanıt vermeden önce ondan uzaklaşıp birkaç saniye gözlerine baktım. ne mi görüyorum. hiç. kesinlikle hiç. gözlerine bakmak karanlık bir aynaya bakmaktan farksız.
tedirgin oldun. nedir
benim hakkımda söylediklerin korkutuyor. sana hiçbir yararım dokunamaz yani, öyle mi
bir anlamda yararın dokundu. her zaman yararın dokunur, dolaylı yoldan.
ıssız bir yere gitmesi ve kendiyle boğuşup hesaplaştıktan sonra dönüp kendine bir havari bulması gerekir. bu havari niteliksiz olsa da fark etmez, yeter ki koşulsuz inanan biri olsun.
böyle günlerde yanınızda eşlikçilerin en iyisi vardır - kaza ya da ölüm halinde resmi sicilde teşhis edilebilecek bir adı olan o mütevazı ve alabildiğine ezik alelade benliğiniz. fakat gerçek benlik, koşumları eline geçirmiş benlik bir yabancıdır neredeyse.