iclal

kendimi unuttuğum olmadı. bizim için önemli olan, dibinde göremediğimiz insanların bulunduğu kara delikti; tam önümüzdeki kara delik. onun içindekilere kusursuz bir an sunuluyordu tabii ama onlar bunun içinde yaşamıyorlardı; kusursuz an gözlerinin önünde gerçekleşip duruyordu. sanki biz yaşıyor muyduk. hayır. kusursuz an, sahnenin ne bu yanında ne de öte yanındaydı. yoktu o. ama herkes onu düşünüyordu. anladın mı yavrum
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
serüvencilik oynarken sen başından serüvenler geçen, bense serüvenleri geçirten kişiydim, bilirsin. 'bir eylem insanıyım,' derdim. hatırlıyor musun. oysa şimdi, yalnız şunu söylüyorum. eylem insanı olunamaz.
önce olağanüstü bir şeyin içine girmiş olmak ve onu düzenlediğini hissetmek gerekiyordu. bütün bu koşullar gerçekleştiğinde an, kusursuz bir an olacaktır.
dudaklarını hatırlamak için yaptım bunu. ruhsal egzersizlerim için anılarımı tazelemem gerek.