Cânefşân

ÇARESİZLİĞİN AĞIR YÜKÜ!
Bir çaresizlik var içimin en kuytu köşesinde. Nasıl da gelip yerleşti bağrımın tam ortasına... Yüz kiloluk bir yük gibi hissettiriyor; nasıl başa çıkacağımı bilemediğim türden. Boşa geçen zamanın, ihanete uğrayan arkadaşlığın, geri gelmeyecek olan güzelliklerin ve bir de ne yapacağıma dair belirsizliğin çaresizliği benimkisi. Beklentiler, inançlar, güvenler ve ulaşılması gereken hayaller, hedefler... Hepsi çaresizliğimi körüklüyor. Sadece bir yaşam istiyorum; telaşsız, sakin, attığım adımı hissederek... Bir şeylere yetişmek istemiyorum çünkü yetişeceğim derken güzel şeyleri kaçırıyorum. Çaresizliğim tam da burada başlıyor aslında: Hep koşmak zorunda olmanın verdiği yorgunluk ile sakin bir yaşam özlemi arasında gitgel yapmakta. Zihin dünyamda her şey karışık, orada herkes birbiriyle kavgalı. Susmak bilmeyen bir gürültü yumağına dönüştü düşüncelerim; kendi sesimi unutur oldum. Artık sadece geceleri değil, gündüzleri insanlarla iç içeyken de düşünceler yakamı bırakmıyor. Çaresizliğime çare bulma derdiyle ne gündüzüm kaldı ne gecem. Çare mi? Henüz bulamadım. Tek başıma aradığım için mi bulamıyorum, orasını bilmiyorum işte. Yapmacık önerilerdense tek başınalık işime geliyor sanırım. Yo, henüz bu yalnızlıktan sıkılmadım, kafayı da sıyırmadım. Her şey içimdeki alemde seyrediyor, kapalı kapılar ardında... Gözlerim bu kapıların penceresi; ancak içerinin manzarasını merak edenler bu hengameyi görebilir. Tabii kimse içi yün yumağına dönmüş bir çaresizlikle uğraşmak istemediği için gözlerimi sadece kendilerine birer ayna olarak kullanıyorlar. Yo, yo, ümitsiz değilim; elbet ben de çaresizliğime çare olacak bir yol bulacağım. Ama o zamana kadar yangına odun olmak gerekiyorsa, kendimi bundan esirgemeyeceğim. Yanmaya ve yandıkça "olmaya" çalışacağım bir serüven bu. Elbette yolu
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düşünce!
Düşünceler havada uçan kuşlar gibidir, onları tutup yakalarsan senin olur. Şu sayısız halka bak, hepsi de yeryüzünde bir düşüncenin (peşinde) sel gibi akmada. (Mesnevi, 2/1045) Mevlana Celaleddin-i Rumi
İnsan ve Hayat
KALEM / 51 - 52
وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ * وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ "Şüphesiz inkar edenler, Kur'an'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler (sana nazar değdirecekler). 'O kesinlikle bir delidir' diyorlar. Halbuki o (Kur'an), bütün alemler için ancak bir öğüttür." - Yeni bir meşk'im, Nazar ayeti. Bir şey yazmaya gerek duymadım çünkü Ayet tek başına herşeyi açıklıyor.
KAPATTIĞIN KAPILAR ARDINDA ÜVEYİK!
Bin bir gece kuşları nefesinde yanıyor İnciler diziyorum; nazlanıyor kirpikler Şiir ateştir; dilin damarları kanıyor Kapattığın kapılar ardında üveyikler Saçlarından süzülen sularda yıkanıyor Umarsız serzenişler bahçesinde yaşamak Ölmektir; yürü şimdi, çölde seraba sığın Zifiri karanlıkta cam yeşili ve mağrur Bir nehir, kıyısında ağlıyor yalnızlığın Kimse bilmez ki ölüm hangi tenhâda durur Kalbimden aldığın gün sonsuz saltanatını Sana vedâ taşından bir saray kuracağım Buhurdan tepelerde arayacak tahtını Başımı yokluğunun mührüne vuracağım Ayaklarına serdim delilik sanatını Neden yine habersiz bakıyor karşımda yer Dikenli mektuplara damlıyor sanki sesin Belli ki, hicretimi bekliyor şimdi gökler Hangi kafesin mahkûmudur, bilmeyeceksin Kapattığın kapılar ardında üveyikler Nurullah Genç
Şiir
Özlemek!
Özlediğim insanlar var; kokusunu, sesini, bakışını ve hatta duruşunu özlediğim... Meraklanıp endişelenişini, kimsenin fark etmediğini fark edişini özledim. Yazılarımda gizlenen acıyı anlayıp hemen aramasını, o acıya derman oluşunu, kısacası onu her şeyiyle özledim. ​Şimdi yanımda değil, bir telefon uzağımda da değil. Yazılarımı okumuyor artık, bakışlarımdaki hüznü görmüyor. Ama ben yine de özlüyorum. Yolların ayrılması bir insanı özlememeye bahane mi ki gönül özlemeyi bıraksın? Ayrılığın pençesine düşmeden önce yaşanan o güzellikler ne olacak o zaman? Hepsi günün sonunda unutmak için miydi? ​Eskiye olan özlem, hem de geri gelmeyeceğini bildiğin bir özlem, insanı hep uzaklara götürür. Kimsede o hisleri, o duyguları bulamazsın. Kiminle konuşsan, kiminle gülsen aklına hep o gelir. Geriye dönmek, onunla olduğun zamanlara gitmek istersin de hayallerinden öteye gidemezsin. Özlemek biraz da hayallerde yaşamaktır zaten. Çünkü bazı özlemler, kavuşmaya gebe değildir… (Kalemimden) *Bir arkadaşımın bir zamanlar en yakın arkadaşıyla yollarının ayrılmasından sonra hissettiklerinin yazıya dökülmüş hali. substack.com/@cnefen1?utm_so...
İnsan ve Duygular