Cânefşân

Susmak!
Ey sesimi keskin bir bıçak gibi Kınında saklayan çağ Ey sabırla bileyen günlerimi.
Erdem Bayazıt
Erdem Bayazıt
Şiir
SEVDANIN EN MASUM HABERCİSİ!
Gönlümü böyle binparça etmeye ne hakkın vardı? İçimde yanan ateşe bir kor da senin atman gerekli miydi? Ne vardı usul usul geçip gitseydin... Şimdi gitsen de ateş söner mi, kor durulur mu sanıyorsun? ​Daha hayaline bile değmemişken yüreğim, özlemenin özünü bile çözmemişken ruhum, böyle yanmak neden? Bunu bile çözememişken şimdi sıyrılıp gidişin yangına su mu, alevlendiren kor mu; sen karar ver. Sen karar ver, çünkü sen yoksan ikisi de bana yangın. ​Beni düşünme şimdi; sen önünde ufuklarca uzanan yola adım adım koş ve nerede yüreği yanan birini görürsen bana uzaktan bir selam gönder, yeter. Her selam yangınıma serpilen bir su damlası ve her damla içimde güller açacağının nişanesi... Ki güller, sevdanın en masum habercisi… (Kalemimden) *Şimdi dinlediğim bir şarkıdan yüreğime düşenler.
İnsan ve Duygular
YOKLUĞUNDA ÖLÜME KAVUŞMAK!
Sessizlik içimde ufuklar kadar... Fırtınalar hiç durulmuyor mesela ama yine de ara sıra güneşi seyrediyorum. Biraz fazla sevinç oldu mu içimde, başlıyor kara bulutlar hüznü yağdırmaya. ​Yoo, şikayetçi değilim; uzunca zamandır yoldaşım olan hüzne aşığım artık. Bir an bile gecikse içim telaşa kapılıyor. Ben belki de hüzünle sırdaşlık yapıyorum, yoksa hüzün kime bu kadar hoş gelir? ​Ara sıra hüzünle yüz yüze geldiğimiz oluyor tabii; gelmemesi gereken yerde geldiği, gitmesi gereken zamanda gitmediği zaman... İşte sadece bu zamanlarda çekilmez oluyor. ​"İçimi sele boğmana gerek yok," diyorum. Yeterince fırtına kopuyor zaten. Fırtınayı toplarım ama seli toplamak zaman alıyor. Ben, beni yormayan hüzne müptelayım. Hüzün tıpkı aldığım nefes gibi; bu yüzden yokluğunda bedenim, her an ölümle kavuşacakmış gibi geliyor. (Nefsime, Kalemimden)
İnsan ve Duygular
Enfal - 63
"İnsanlar tesadüfen karşılaşmaz, onları karşılaştıran Allah'tır."
Din
SEN GELİYORSUN!
Sen geliyorsun; kuşlar geliyor bahçelerden Papatya kokusu bir de, sen gelmeden önce Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde Duvar diplerine bırakılmış acılar Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan Sen tüm sokaklardan geçmişsin meğer Hangisine baktıysam rengi bembeyaz Bir dokun bin ah işit pencereden Bir asker ağlıyor kenarında sessizce Yavuklusunun adını unutmuş gözlerinde Ne zaman biteceğini askerliğinin Nereye gideceğini, kim olduğunu Aklının karıştığı mahzenlerde Bir adam izlerine bakıyor delice Şimdi sen geliyorsun, biliyorum Hayallerim geliyor, umutlarım, mutluluğum Hiçbir şeyi görmüyor gözlerim Gireceğin kapıdan başka
Nurullah Genç
Nurullah Genç
Şiir