Can Uysal

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu komisyonunda:
32 kişilik komisyon üyelerinden Adnan Menderes’ten başka, üç milletvekili de, aynı şekilde bazı maddelerine muhalif olduklarına ilişkin bir kayıt koydurmuşlardır. Bu Milletvekilleri, Emin Sazak, T.C.Berker, A. Sungur’dur.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ÇTK tasarısını incelemek üzere Adalet, Bütçe, Ekonomi, Tarım, Maliye, Ticaret, Anayasa ve İçişleri Komisyonlarından dörder üye seçilmek sûretiyle bir “Geçici Komisyon” oluşturulmuştur. Komisyon başkanlığına İzmir Milletvekili R. Köker, sözcülüğüne ise Aydın Milletvekili Adnan Menderes seçilmişlerdir. Bu komisyon da, üç aya yakın bir zaman çalışarak 45 toplantı yapmıştır. Toplantıların hepsine Tarım Bakanı Ş.Ratip Hatipoğlu, bazı toplantılara Adalet ve Maliye Bakanları Ali Rıza Türel ve N.Esat Sümer, son iki toplantıya da Başbakan Şükrü Saraçoğlu katılmıştır. Komisyon, tasarıyı iki defa görüşmüştür. Bundan başka ikinci görüşmenin sonlarına doğru Başbakanın teklifi üzerine bazı maddeler tekrar incelenmiş ve bunlar üzerinde değişiklikler yapılmıştır.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Çiftçiyi Topraklandırma Kanun tasarısı:
Tasarının getirdiği diğer önemli değişiklikleri şöyle belirleyebiliriz. Arazi mülkleri, genişlik bakımından (1) Küçük arazi, (2) Çiftçi ocağı arazisi, (3) Orta arazi, (4) Büyük arazi, olmak üzere dört boya ayrılacaktı. Bu araziler de, aynı maddede şöyle tanımlanmıştır:Küçük arazi mülkü, genişliği 30 dönümü geçmeyen arazi olacaktı. Çiftçi ocağı arazisi, genişliği 30 dönümden aşağı ve 500 dönümden yukarı olmayacaktı. Orta arazi mülkü, 5000 dönümden büyük olmayacaktı. Büyük arazi mülkü, genişliği 5000 dönümü geçen mülkler olacaktı. Çiftçinin kalkınmasını sağlayacak kamu hizmetlerinde kullanılmak şartıyla büyük araziyi ancak Devlet mülk edinecekti.Arazin mülklerinin boylara ayrılışında nerede olursa olsun bir şahsa ait bütün arazinin yekûnu hesap edilecekti (md.7). Üst üste üç yıl sürüm, ekim, dikim ve bakım görmeyen arazi işlenmiyor sayılacaktı. Arazinin işlenip işlenmediğini Ziraat Bakanlığı belli edecekti (md.8). İkinci Bölüm: Dağıtılacak arazi: Dağıtılacak arazi, (a) Tapulu ve tapusuz olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu işlerinde kullanılmayan arazi; (b) Bir veya birkaç köy halkının ortamalı olarak kullandıkları araziden Ziraat Bakanlığınca ihtiyaçtan fazla olduğu belirtilen parçası; (c) Sahibi belli olmayan arazi; (d) Kurutulan bataklıklardan kazanılacak arazi; (e) Göllerin kuruması ve nehirlerin doldurulmasıyla elde edilecek arazi; (f) Bu kanun hükümlerince kamulaştırılacak arazi, olarak ayrılacaktı. (md.9). Arazi ve üzerinde yapı ve tesislerin sınırı üç ay içerisinde sınır taşı, hendek veya o yerde tedariki mümkün malzeme ile belirtilecekti (md.10). Üçüncü Bölüm: Arazi kamulaştırılması: Ziraat Bakanlığınca kamulaştırılacak arazi (a) Vakıflara ait her çeşit arazinin tamamı; (b) Özel idare ve belediyelere ait olup da kamu hizmetlerinde
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarısı
Tasarının gerekçesinde, mülkiyet rejimini sadece bir hukuk sistemi olarak görmemek gerekliliği üzerinde durulduktan sonra, onun ekonomik, sosyal ve iç politikaya etkilerinden söz edilmektedir. Mülkiyet rejimi ve bünyesi ile birlikte, ona “ sımsıkı bağlı” olan ve arazinin kullanılması şekli ve usulleri demek olan uygun bir işletme rejiminin gerekliliği belirtilmektedir. Arazi sahibinin veya müstakil bir çiftçinin, ortakçılıkla veya icarla arazi işletenlere göre araziyi daha iyi işletecekleri anlatılmaktadır.Gerekçe, hükümetin, özellikle toprak ağası ve işçileri arasındaki ilişkileri çerçevesinde, topraksız ortakçı, yarıcılarca işlenen büyük arazi mülklerini ortadan kaldırmak isteğini açığa çıkartmaktadır. Türkiye’nin arazisinin daha fazla nüfusu barındırabileceği de bazı rakamlar verilerek açıklanmaktadır.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Türkiye’de, her ne kadar Medeni Kanunla “ özel mülkiyet asıldır” denilmişse de, arazi mülkiyeti bünyesinde Cumhuriyet rejiminin ruhuna, Türk milletinin zaruretlerine uymayan yönlerinin olduğu belirtilmektedir. Bunun en belirgin göstergesi bazı büyük arazi mülklerinin varlığıydı.
Sayfa 51·Kitabı okuyor