Soru şu; İnsan hiç mutlu olabildi mi ? Tek başına insan, evet, bütün canlılar gibi; ama tüm insanlık, hayır. İnsanın trajedisi, insanlığa dönüşmeye mecbur bırakılmış olmasıdır ya da geri dönülmez bir şekilde uluslara, ırklara, inançlara, devletlere ve sınıflara, zengin ve fakire, eğitimli ve cahile, yönetenler ve yönetilenlere bölündükten sonra, çok geç bir zamanda insanlığa dönüşmüş olmasıdır. Atları, kurtları, köyün ve kedileri, tilkileri ve geyikleri, ayıları ve keçileri bir araya toplayın; tek bir yere kapatın ve adına "Sosyal Düzen" denen o akıldışı kalabalığın içinde bir arada yaşamaya ve ortak hayatın kurallarına uymaya zorlayın -işte o zaman mutsuz, tatminsiz,kaçınılmaz olarak biçimsiz bir sürü olacaktır ve bu sürünün içinde hiçbir mahlûk kendini evinde hissedemez. İşte insanlık denilen büyük ve heterojen sürünün resmi de aşağı yukarı budur. Uluslar,devletler ya da sınıflar birbirlerine baskı yapmadan, birbirleriyle çatışmadan uzun süre bir arada yaşayamazlar; ta ki taraflar için sayanılmaz bir seviyeye gelene kadar- ya da sonsuza dek birbirinden uzakta (eğer dünya yeterinde büyük olsaydı bu mümkündü( veya birbirlerine karşı ölüm kalım mücadelesi vererek yaşarlar. Urk, ulus ya da sınıf gibi biyolojik insan varoluşları için homojenliğin ve el değmemiş mutluluğun tek yolu kendilerine yer açmak ve diğerlerini yok etmektir.