Her koleksiyoncunun, koleksiyonuna yeni bir parça katabilmek için hırsızlık yapmaya ya da cinayet işlemeye hazır olduğunu herkes bilir; ama bu onların ahlaki değerlerine herhangi bir şekilde halel getirmez.
Toprağın sarsıntısı denizin fırtınasına benzemiyor, büsbütün ayrı bir şey; denizde her zaman müteyakkız bulunuyoruz; deniz, biliyoruz ki insanoğlu için güvenilecek bir unsur değildir. Onu başından düşman olarak aldığımız için su bizde mukavemet, müdafaa ve zafer sevkitabii ve ihtiyaçlarını uyandırıyor. ..
Halbuki toprak böyle değil; o insanlığın en güvendiği unsur dur. Saadetini, refahını, emniyetini ona bağlamıştır. Onu her zaman itaatli, müşf ı k veyahut hiç olmazsa lakayt ve sakin görr n eğe alışmışızdır. Toprağın sarsılması işte bu emniyetin yı kılmasıdır ve bir dost tarafından hançerlenmeğe benzeyen vahim bir hali var dır. Onun için denizden gelen tehlike karşısında atik ve cesaretli kesilen insan, topraktan gelen tehlike karşısında maneviyatını kaybetmiş bir sürü şekline giriyor. lik zelzele gecesi daha bu işin manasını anlamadığım için erkenden yatağıma girdim ve Selanik tarihini okumağa başladım.
Fakat beş dakika sonra harap evin bütün kirişlerini ayrı ayrı gıcırdar bulunca ve baş üstünde bir buçuk metre kalınlığında bir toprak tavanın her an beni gömmeğe hazır bulunduğunu anla yınca sokağa fırladım.