Levent Baykal

Levent Baykal
@coffeebean
öğretmen
Üniversite
Adana
90 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
İda'nın Merhameti
Babasını, babası gibi köyden göçüp kente gelenleri unutacak, varsıllara ayrıcalık tanıyan o koca, hantal ülkeyle son bağını oracıkta noktalayacaktı. Burak Bey, önce adada, sonra da tasarlanmış yeni ülkelerde yeni bir insan olarak kalan yaşamını sürecekti. Ayla'yla aynı adaya bakarken apayrı düşler kurduğunu, küçük kara parçasının ikisi için ne kadar çok farklı şeyler anlattığını görünce irkildi. Muhteşem sahne sanatını, Burak Bey performansını gösterme zamanıydı. Ayla'nın ta içine bakarak konuştu. "O adaya şimdi ben de gıptayla bakıyorum, sanırım." Bu denli iki yüzlüydü kurduğu tümce. Göğe yerini almak için uçuşan sözlerden hiçbirisi şimdiye kadar, bu denli iki yüzlü olmamıştı. Bundan sonra da, günün birinde yeryüzüne inmeyi bekleyecek sözler arasına, bu denli haince kurgulanmışı sokulmayacaktı. Ayla ağaran yeryüzünün kuytusunda, saklı mekanında, aynı duyguları paylaştığını sandığı adamın sözlerine inanmak için o kadar hazırdı ki. "Tam olarak aynı şeyleri mi hissettik?" "Evet canım. Tam olarak aynı şeyleri..." Burak Bey'in henüz aydınlanan bir saatte, bakışlarında hakikat aradı. Dünya karanlıktan çıkıyordu. Ayla'ya ait bu yeryüzü parçasında konuğunun gözlerinde o hakikati, içtenliği gördüğüne inandı. Kesin emindi. Burak Bey beklediği yabancıydı. Sıradan aşk öykülerinin tanımıyla, ruh ikiziydiler. "İda, tanrının tam kendisi ve Oğlak Tepesi de onun yüreği. İkimiz; senle ben, o yüreğin sıcağında güneşin doğuşuna tanıklık ediyoruz." İda'nın Merhameti Doğan Erdem Postiga Yayınları Sayfa:423
Sayfa 423 - Postiga Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Reklam
İda'nın Merhameti
"Ben ihtiras kabarmasına nadir yakalanan bir adamım. Yakalandım mı da dizginlenemez bir at gibi koşarım. Koşmaya başlayan bir yılkı atı gördünüz mü yaşamınızda? Önüne ne çıkarsa çıksın devirip geçer. Yılkı atının bir önceki kış, ölümün kıyısından döndüğü düşmüştür aklına... İllaki yılkı atının ölümü aç bir kurdun pençeleri arasında olmaz. Yani anlayacağınız her dem bir kurt çıkmaz ya karşınıza. Bazen de o kurdu öldürmek için, yılkı atının kendi katilinin üstüne doğru koşması lazım gelir. Ben ihtiras kabarmasına yakalanınca, kendimi kıştan kuvvetli çıkmış bir yılkı atına benzetirim. Burada ben diyorum ama, biliyorum ki başbakan da bazen bu ihtiras kabarmasına benim gibi tutsak düşüyor. Önüne geleni öldürüp geçecek kadar gözleri kapalı. Benim ihtiras kabarmasına en üst dereceden hakkım var ama bilsin ki sayın başbakanın orada kaldığı müddetçe buna zerre hakkı olmayacaktır. Bu işin bir de post-iktidar kısmı var." Eylem bu yazıyı okuduktan sonra babasının söylediklerini hiç unutmamıştı. "Başbakanı tehdit edecek kadar ileri gittiğine göre gerçekten yine bir ihtiras kabarması olmuş." İda'nın Merhameti Doğan Erdem Postiga Yayınları Sayfa:418
Sayfa 418 - Postiga Yayınları·Kitabı okudu
Roman
İda'nın Merhameti
Burak Bey, eline boş kadehi alıp rakıyı doldurmaya başladı "Böyle sakince ve ölçüsünde dolduracaksınız. Rakı, bardağın yüzeyinden kayarak inecek." Rakı şişesini masaya koyup, soğuk su dolu sürahiyi istedi "Şimdi de, içine iki buz parçası konulduğunda taşmayacak, üstte bir parmak boşluk kalacak kadar soğuk suyu koyuyorum." Başını kadehten kaldırıp Behzať a baktı. "Nasıl gidiyorum üstad?" "Estağfurullah, dediğim gibi ben yazdım ama siz gayet profesyonelsiniz zaten." "Bak Muratçığım..." İçmeden, daha başında, Murat'la içli dışlı bir sofra arkadaşlığı jargonu kullanmaya başlamıştı. "Murať'çığım, diyorum çünkü rakı sofrasına herkesle otururulmaz. Rakı sofrası dost sofrasıdır. Ayrıca sofrada içki içmek diye bir şey de yoktur Kadehten yudum yudum alınır. Çayın, suyla flörtü gibi, rakı midemizde ve kanımızda yerini alır." Masanın üzerinde kadehi şöyle bir dolaştırdı. "Sarhoş olunmaz. Tadında da bırakılır. Sarhoş olanın masasına da oturulmaz. Değil mi üstad?" İda'nın Merhameti Doğan Erdem Postiga Yayınları Sayfa:408
Sayfa 408 - Postiga Yayınları·Kitabı okudu
Roman
İda'nın Merhameti
"İstanbul'da yaşadıklarına bakma, denizi görmeyenleri vardır. Tek bir müze gezmemişlerdir. Tiyatroya gitmezler. Her gün yürüyerek geçtikleri sokağın başında duran köşkün öyküsünden habersizdirler. Neden semtlerinin adı Üsküdar'dır, Beşiktaş'tır ya da Beyoğlu'dur ondan dahi habersizdirler." İda'nın Merhameti Doğan Erdem Postiga Yayınları Sayfa:397
Sayfa 397 - Postiga Yayınları·Kitabı okudu
Roman
İda'nın Merhameti
Anadolu'ya seçim öncesi çok yolculuğu olmuştu. Önde giden, çok oy alması olası pragmatist partileri, partilerin liderlerini liberalizmin savunucusu bir yazar olarak coşkuyla destekleyip, ötekilerle birlikte, gazetelerinde, televizyonlarında pohpohladıktan sonra aşı tuttu mu diye bakmaya Anadolu'ya giderlerdi. Yanlış partinin iktidara gelmesi, aralarının düzelmesi zor olan liderlerin seçilmesi demek, Behzat ve çalıştığı gazete grubu için avuçlarından uçup gidecek güç demekti. Güç elden gitti mi, sırça köşklerinde oturma şansları azalır, medyanın patronunun üzerine gelinirdi. Hele ki, seçilmesin dedikleri, muhalefet ettikleri birileri iktidar olursa... Yandı gülüm keten helva. Aldıkları teşvikler sorgulanır, vergi incelemeleri başlar, kamu kurumlarının kapıları suratlarına kapanır, yüz milyonlarca dolar bir çırpıda uçar giderdi. İda'nın Merhameti Doğan Erdem Postiga Yayınları Sayfa:393
Sayfa 393 - Postiga Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Reklam