yeni uyandım/
dünyada yeni uyanma anına benzeyen bir an var/
ölemediğin/
ama yaşamaya da devam edemediğin bir zaman/
yastığının altında bir muska,
üstünde birkaç yıllık gözyaşı,
kenarında hüzün tanelerinin olduğu bir kanaviçe/
ağlayarak uyanan kaç kişi kaldı?
ağlayarak uyanıyorsun çoğu zaman/
herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda/
sen, birinin her şeyi olmak istiyorsun/
birinin/ ama her şeyi/
sabahın körü/
çok sevdiğin bir yerden
hiç istemediğin bir yere gitmenin gömleği üzerinde/
epeydir ne sen anlıyorsun gittiğin yeri,
ne gittiğin yer anlıyor seni/
ne sanıyordun/
dünya zaten hep böyle bir yerdi diyor
birileri sana sürekli/
saçların her sabah biraz daha büyük/
saçların her sabah biraz daha benim/
biraz daha benimle/
“Kuytularım var, kaldı, bu sayede sakinim, asırlar oldu kendi kuytularımda kendi kuytularıma saklanmayı öğreneli. Başkası olsa çıldırır. (Şöyle desem: “Çıldırırsın”)”