Saatlerin -ya da Tanrı'nın- bize var olduğumuzu söyleyişini dinleyelim, ama hafif, kuşkulu bir gülümsemeyle. Zaman'ın dünyayı resmetmesini seyredelim, tabloyu sadece yalancı değil, aynı zamanda anlamsız bulalım.
Üzüntülerimizi bir başkasına, sırf ona acı çektirmek için, acılarımızı üstlensin diye itiraf ederiz. Onu kendimize bağlamak isteseydik sadece soyut acılarımızı anlatırdık, bizi seven herkesin içtenlikle benimsediği acıları...
Yaratmak uğruna kendimi yok ettim; kendi içimde o kadar dışa attım ki kendimi, kendimin dışında varlık sürüyorum artık. Farklı oyuncakların farklı oyunlar oynadığı boş bir sahneyim ben.