Menüde Yazmayanlar
Tuz menüde yazmaz ama yokluğu hissedilir. Bazı şeyler hayata tat verir ama hiçbir zaman bir başlık altında toplanmaz. İnsan onları ancak eksikliğini duyduğunda fark eder. Menüde yazmazlar ama hayatın tadını onlar belirler.
• Bir eve girdiğinde hissedilen o ilk koku.
• Bir vedada sarılmanın iki saniye uzun sürmesi.
• Gece yarısı telefonun sessizdeyken aslında aranmayı beklediğini fark etmen.
• Sana "Her şey yolunda." denirken ses tonunun tam tersini söylemesi.
• Bir ilişkinin kavgayla değil, sessizlikle bitmesi.
• Bir kitapta altını çizdiğin cümlenin yıllar sonra sana yeniden dokunması.
Sonra hayatın küçük şakaları vardır.
Telefonunun şarjı %100'ken kimsenin aramaması, %2'ye düşünce herkesin seni bulması. Markete ekmek almaya gidip ekmeksiz dönmen. "Bir bölüm izleyip uyuyacağım." deyip sabahı etmen. Bir odaya neden girdiğini unutup kapıdan çıkınca hatırlaman.
Bunlar hayatın güldüren tarafıdır.
Ama bir de sessiz tarafı vardır.
Eski bir fotoğrafa bakarken özlediğinin insanlar değil, eski sen olduğunu fark etmen. Bir teşekkürün uzun bir konuşmadan daha iyi gelmesi. En çok ihtiyacın olan cümlenin, çoğu zaman kendine söyleyemediğin cümle olması.
Belki de hayat, büyük mutluluklardan çok; menüde yazmayan o küçük ayrıntılarla güzel. Bir ses tonu, bir bakış, yarım kalan bir cümle, zamanında gelen bir mesaj ya da tam vaktinde edilen bir sessizlik... Hepsi görünmez. Hepsi sıradan. Ama biri eksildiğinde, hayatın tadının neden değiştiğini uzun süre anlayamazsın.
Hayatın en pahalı şeyleri çoğu zaman ücretsizdir; en değerli olanlarıysa hiçbir menüde yazmaz.