Çok saçma degilmi en ince ayrıntısına kadar ezberle emek ver ve sonra kazıya kazıya unutmaya çalış

Elif ECVET, Yüzünde Bir Yer'i inceledi.
55 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Masalsı ve şiir tadında bir anlatımı vardı kitabın. Her cümle ince işçilikle yerleştirilmiş kelimelerden oluşuyor. Dersimden,1938 yılında yaşanan olaylardan dolayı kaçan yada terketmek durumunda kalan ve Samsun'a yerleşen bir kadının torununa bunları anlatışı( siyasetten uzak, sadece insani boyutta yaşadıkları, aciları) ileride torunun bunları hatırlatıyışı anlatılıyor kitapta. Hızır inanışı ile birleştirerek Hızır'i da anlatiyor. Gerçekten öylesine güzeldiki ince ince dokunuyor insana her cümle. Aforizma tadında altını çizerek okudum bir çok cümleyi. Özellikle torunun Tunceli ye babaannesinden kalan topraklara bakmaya gittiğinde kendi tarihine yabancılaşıp, kendini oraya hiç ait hissetmemesi anlatışı çok etkileyiciydi. Bir olay çerçevesinde gerçekleşmiyor. Farklı bir üslupla yazılmış. Yormayan, akıcı ve derinden hissettiren bir anlatım. Düşüncelerimiz ne olursa olsun ortak yanımız, acılarımız. Acılarımıza bundan sonra sessiz kalmama dileğiyle..

Betül B, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Nasıl bir kitap ya hu, nasıl yoğun işlenmiş duygular. Bir erkeğin kaleminden, aşık ama çok aşık bir kadının hayatı. Bir hayat ki onu asla tanımayan, bilmeyen, sevmeyen bir adama adanmış. Hangi kelimelerle anlatılır bilemiyorum. Ağzım açık kaldı bazı yerlerde. Nasıl ince düşünceler, insan hayret ediyor. Hiç aşık olmamış biri olarak, aşkı hissettim ben bu kitapta. Yine de bu ömrün boşa geçmiş olduğunu söyleyenler çıkar mı acaba?

Gogol, Oblomov'u inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 13 günde · 10/10 puan

Oblomov.. Ruhuma işleyen, tembel ve tembel olduğu kadar da iyi yürekli benim canım Oblomovum. Rus edebiyatına büyük bir hızla (!) devam ederken sıradaki durağım Gonçarov oldu. Kitabı okumaya başlamadan önce hakkında çok şey duyduğumdan olsa gerek hemen bitireceğim hırsına kapıldım ve çoğu insan gibi hemen bitiremedim :) İlk 100 sayfa boyunca yataktan çıkmayan ve misafirlerini “Dışarının soğuğu var üzerinde !” Diyerek yanına yaklaştırmayan kahramanımız aslında başlarda beni oldukça eğlendiriyordu taa ki bu tembellik beni bile yorana kadar, bazen sesli bazen sessiz bir şekilde kitabın ortalarında “ E kalk da yap şu işi be adam !” dediğim çok oldu :) Ama sonlara yaklaştığımda Oblomov’un o ince ruhu, o herkese kanan saf halleri ve insanlara güvenen masum tavırları içime işledi, bu kitabı okuduğunuzda Goethe’nin ne kadar haklı olduğunu siz de anlayacaksınız gerçekten de ‘Dünya hassas kalpler için cehennemdir.’

Empedokles, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Sunudaki inceliğe bak
Tahıl Sunusu

 

BÖLÜM 2

 

Lev.2: 1 "'Biri RAB'be tahıl sunusu getirdiği zaman, sunusu ince undan olmalı. Üzerine zeytinyağı dökerek ve günnük koyarak

 

Lev.2: 2 sunuyu Harun soyundan gelen kâhinlere götürmeli. Kâhin avuç dolusu ince un, zeytinyağı ve bütün günnüğü alıp sunağın üzerinde anma payı olarak yakacak. Bu yakılan sunu ve RAB'bi hoşnut eden kokudur.

 

Lev.2: 3 Tahıl sunusundan artakalan Harun'la oğullarına bırakılmalı. RAB için yakılan bir sunu olduğundan çok kutsaldır.

 

Lev.2: 4 "'Eğer fırında pişirilmiş tahıl sunusu sunuyorsan, zeytinyağıyla yoğrulmuş ince undan yapılmış mayasız pideler ya da üzerine yağ sürülmüş mayasız yufkalar olmalı.

 

Lev.2: 5 Eğer sunu sacda pişirilmiş tahıl sunusu ise, zeytinyağıyla yoğrulmuş mayasız ince undan yapılmalı.

Tevrat, AnonimTevrat, Anonim
Hacı Osman Telli, Dirilt Kalbini'yi inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Güzel meselelere değinilmiş bir din kitabı olmuş, ancak yazar kardeşimiz kendisi Arapça ile iştigal ettiğinden gramer meselelerine gereğinden çok fazla takılı kalmış. Zira Arapça ile ilgisi olanları cezbedebilecek bir husus iken Arapçası sadece kitabımız Kuran-ı Kerim'i okumakla sınırlı okurlar için sıkıcı bir hal almış. Evet Arapça çok harika bir hitap dili ve bahsedilen konulardaki ince nüanslar da dikkate değer olabilir ama dediğim gibi genel için sıkıcı ve gereksiz olmuş.

meltem şen, Büyük Dedem Karl Marx'ı inceledi.
 5 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Bugün bizler, Marx'ın bilimsel sosyalizmin kurucusu olduğunu, onun toplumsal, siyasi görüşlerini biliyoruz. Fakat Marx'ın kendisi hakkında pek şey bilmiyoruz. Bu bağlamda denebilir ki, Marx'ın açtığı ufuk sayfaları "kendi"sini bastırdı, geri plana itti. Bu noktada kitabı yardımcı olarak gördüm.

Kitap, Marx'ın en büyük kızı Jenny'in iki nesil sonraki soyundan gelen Robert-Jean Longuet tarafından kaleme alınmış. Adından da anlaşılacağı gibi, kitap Marx'ın hayatını anlatıyor, belli bir yönüyle.
Belli bir yönüyle vurgusu tamamen bana ait. Çünkü kitapta yoğun nokta Marx'ın çalışma tutkusu, belli etmediği duyguları ve insani ilişkileri üzerineydi.
Bu açıdan beni en çok etkileyen şeylerden biri Marx'ın düşüncelerine ev sahipliği yapan, onu düşünsel olarak ilerleten yollar oldu.

Marx önce hukuk eğitimine başlamış, daha sonra aklındaki bitmek bilmeyen sorular ve Hegel'den etkilenmiş olması nedeniyle hukuğu bırakıp felsefe öğrenimine başlamıştır. Bu sıralarda Marx'ın düşünsel dönüşümünde sanatın rolü yoğunluk kazanmıştır. Çünkü Marx derslerinden kalan boş vaktinin neredeyse bütününü okuyarak, tiyatroya giderek, çeşitli faaliyetlerdeki kulüplere katılarak geçirmektedir. Katıldığı bu kulüplerde pek çok siyasi, sosyal, felsefik konuşmalar yapmıştır. Burada tanıştığı farklı görüşlerdeki entelektüel insanlardan etkilenmiş ve bu onu tekrar çeşitli okumalar yapmaya itmiştir. İlgilendiği okumaların çeşitliliği, onu yoğun araştırmalara, karşılaştırmalara ve eleştirilere yöneltmiştir. Aşk hayatıysa onun aslında her zaman içinde var olagelen başka bi' yönünü öne çıkarmıştır, şiir yazma yetisini.

Marx'ın aşık hali de onun karakterini ve yaşamını şekillendiren önemli etkenlerden biridir. Marx'ın hayat arkadaşı Jenny'e ömrü boyunca duyduğu aşk, onun aslında yaşama tutkusunu beslediği, çalışma itkisini oluşturan temel şeylerden biridir.
Marx'ın gazetecelik mesleğine başlamasıyla siyasilerin dikkatini çekmesi neredeyse bir olmuştur. Savunduğu her fikri en ince ayrıntısına kadar, net bir şekilde açıklaması nedeniyle emekçi dünyasında inanılmaz takip edilir hale gelmiştir. Tüm bu hak savunan fakat "aykırı görünen" söylemler nedeniyle Marx uzun süreler ülkeden ülkeye sürülmüştür. Fakat bunların hiçbiri onu sindirmemiş, aksine ters etki yaratmıştır.

Marx geçici sürelerde çalıştığı çeşitli gazete ve dergilerden elde ettiği gelirini insanları bilinçlendirmek, kendi fikirleriyle tanıştırmak ve onlara düşüncelerinin nedenini anlatmak uğruna harcamıştır. O yüzden hayatında sık sık ekonomik sıkıntılar çekmiştir. Bu durumda bazı ufak miraslar ve bazı arkadaşların verdiği borçlar Marx ailesine her ne kadar yardımcı olsa da geçim sıkıntısı yaşamışlardır ve bunun zorluğunu özellikle evliliğin ilk on beş senesinde yoğun olarak hissetmişlerdir. Kendisi gibi amaç yolunda dirayet gösteren eşi Jenny ile tüm zorluklara karşı göğüs germişlerdir, bu, Marx'lar için mutluluk kaynağıdır da.

Marx'ın Fransa, Almanya, ve İngiltere'de yaptığı ayrıntılı çalışmaları ve uzun gözlemleri Marx'ı ayıran, eleştiriye iten pek çok fikre ulaştırmıştır. Friedrich Engels'le tanışması, birlikte Komünist Manifesto'yu yazmalarıyla tarihin en direnişçi metinlerinden biri oluşmuştur. Marx çalışma hayatının daha sonraki zamanlarında ise Kapital'in birinci cildini yazmıştır fakat ne yazık ki ömrü ikinci ve üçüncü ciltleri yazmaya yetmemiştir. Kapital'in devamını arkadaşı Engels tamamlamıştır.

Marx'ın hayatı boyunca ne kadar eylem halinde olan, sosyalist düşüncenin egemenlik kazanması, insanların bilinçlenmesi uğruna çalışan fakat tüm bu yoğunluk esnasında kendini sürekli geliştirmeyi bir an bile ihmal etmeyen biri olduğunu onun şu sözlerinden anlıyoruz:
"Ruhuma gerekli olanı dinginlik içinde gerçekleştiremiyorum. Rahattan ve dinlenmekten kaçarak hep mücadeleye doğru koşuyorum. Tanrıların bahşettiği her şeyi fethetmeye, bilim dünyasını cesaretle keşfetmeye, şiirde ve sanatta ustalığımı ortaya koymak isterdim. Durup dinlenmeden her şeyi öğrenme, istek ve eylemi bizden uzaklaştıran uyuşukluktan kaçınma, kısır düşünceler içinde kokuşup gitmeme ve aşağılık boyunduruğa boyun eğmeme yürekliliğini göstermek gerekiyor. Zira bizi eyleme geçiren her zaman arzu ve umuttur"

Lina Halimova, Melekler ve Şeytanlar'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitap bir romandan öte bir çok konu hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor .Yazarın en sevdiğim yönlerinden biride bu ,kendisi bilgi konusunda acayip derecede donanımlı bir profil. Bu bilgileri de bize Bilimsel kitap yazarak değil de bir çoğumuzun dikkatini çekecek şekilde roman yazarak aktarması ne kadar ince bir zekaya sahip olduğunun kanıtıdır .
Gelelim heyecanla başladığım kitabın özetine ,benim için tam bir HÜSRAN la sonuçlandı .
NEDENİ İSE;
Kaliteli bir kitap olduğu tartışılmaz,yazarın kitaptaki inanılmaz anlatımına hayran kalmamak gibi bir durum da söz konusu değil.Elinden kalem eksik olmasın diyeceğim nadir yazarlardan biri . Lakınnnnnnn gel gör ki o da taklitçilerden nasibini almış .
Kitabı okumaya başlar başlamaz Dejavu hissi sardı beni ...Tabi jeton hemen düştü ,ben bu kitabın seyrini ve sonunu biliyordum .Ama bir umut belki sonda şaşırırım diyerek devam ettim okumaya, son sayfaya kadar gelmeme rağmen bazı yerlerde değişikler olsa da genel olarak konusu İle sonu İle daha geçenlerde okuduğum “Vatikan” kitabından pek farkı yoktu
Zekice kurgulanmış olay zincirleri yazmak doğuştan gelen bir yetenektir ,Dan Brown’da da bu fazlası İle var .Taklitçileri ise her daim gerçeğin gölgesinde kalmaya mahkumdurlar... Ben Zaten daha Geçenlerde bunları bilmezken “Vatikan”yazarıma notumu vermiştim Yanılmamışım.
Kısacası kitabı sevmememin nedeni ; olayların akışını bildiğim için beni heyecanlandırmamış olması

Öznur, Çelişki'yi inceledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Barış Abi'nin gazeteciliğini hep sevmişimdir. Kendisini yakından tanıma fırsatı bulduğum için de çok şanslıyım.
Harika bir kitap, emeğine sağlık.
Kendisine saygılarımla