1. Havada %21 nisbetinde olan oksijen, birazcık fazla olsaydı, Dünyadaki her şey ilk kıvılcım ile tutuşurdu. Dünya ile Güneş arasındaki mesafe birazcık artsa veya eksilseydi bütün canlılar donarak veya yanarak yok olurlardı. 2. Dünyâ'nın kendi etrafında dönme hızı biraz yavaş olsa, gece-gündüz arasındaki ısı farkları çok yüksek olurdu. Daha hızlı olsaydı, atmosfer rüzgârları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayâtı imkânsız kılardı. 3. Yer kabuğu, yâni toprak tabakası, şimdikinden biraz daha kalın olsaydı, canlıların hayâtı için elzem olan oksijen bulunmayacaktı. Kalın toprak tabakası, mevcut oksijeni emecek ve hayat imkânsız hâle gelecekti. 4. Kezâ, denizler, bugünkü hâllerinden bir miktar daha derin olsaydı, bu fazla sular karbondioksit ve oksijeni çekeceğinden, yeryüzünde hayat olmayacak, bitki bile yetişmeyecekti. 5. Dünyâ'nın etrafındaki hava tabakası, biraz daha ince olsaydı, meteorlar her gün Dünyâ'mızın kabuğunu delip geçecek, her tarafı yakacak, kasıp kavuracaktı. 6. Canlı varlıkların hayâtı, oksijen, hidrojen, karbondioksit ve muhtelif şekilleriyle diğer karbon gazlarının birbirleriyle kurdukları âhenkli terkiplere dayanır. Bu gazların, istenilen nisbette ve hayat için elverişli bütün husûsiyetleriyle belli bir gezegende tesâdüfen birleşmeleri için on milyonda bir de olsa ihtimal yoktur.
Çünkü aile olmak en çok da acıların ardından yeniden bir arada kalabilmek demekti.
Sayfa 341·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben bu hayatta çok fazla şey olmuştum belki ama en çok Yusuf Ali’nin Melek’i olmayı sevmiştim...
Sayfa 327·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsan kendine dert edinmek istediğinde bu çok kolaydı ama zor olan o dert sandıklarımızı ruhumuzdan temizleyip yerine sevgi tohumları ekebilmekti.
Sayfa 325·Kitabı okuyor
Alıntı
"Piyano çalmayı çok isterdim." dedi donuk bir sesle. "Şimdi piyanoya oturur, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı, acılarımı tuşlara dökerdim. Bazen şiddetli, bazen yavaş basardım onlara. Kim bilir ne ince ayrıntıları vardır o dokunuşların? Kelimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var."
Yol; geride bıraktklarınla,varmaya çalıştıkların arasında ince bir çizgidir insan o çizgide yürürken büyür... Değişir...Biraz eksilir, biraz çoğalır...Ve en çok da şunu öğretir yol:Gittiğin yer değil,yolda karşılaştığın insanlardır seni sen yapan.
Alıntı