Puan vermedi·172 syf.··
2026 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:41
İlkel hazlarının peşinden sürüklenen; şiddet, hırsızlık, tecavüz ve cinayet gibi suçları sıradanlaştırmış, kendi içlerinde bile otorite kavgası yaşayan henüz 15 yaşındaki birkaç gencin acımasızlığıyla başlıyor eser. Kötülüğün sona ermesini beklerken, her sayfada daha da kötüsüyle karşılaşıyorsunuz. Eğer bu karanlığın içinde kaybolmazsanız, yazarın satır aralarına ustalıkla yerleştirdiği çok ince mesajları fark ediyorsunuz. Siyasete, basına, ceza sistemine,topluma, aileye, dünya düzenine.. yönelik sert eleştirilerde bulunurken okuru da rahatsız edici ama bir o kadar düşündürücü sorularla baş başa bırakıyor. Kitapta da geçtiği gibi: Seçme hakkına sahip olmayan bir kişi, kişiliğini de yitirmiş sayılır mı? Önemli olan iyi ya da kötü biri olmamız mı yoksa özgür olmamız mı? Peki özgürlük, başkasının özgürlüğünü elinden almak mı? Bir insanı iyiliği seçmeye zorlamak gerçekten iyilik mi?
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,1bin okunma
Puan vermedi·%43 (116/264 syf.)·
bu kitaba geri döneceğimi sanmıyorum. ülkenin fetö olaylarında ve bu ismailağa gündemlerini çok ince ayrıntılarla işlemişler. Ama bazen de cahillik mutluluktur diye düşünüyorum. Çünkü bunları bilsem de okusam da elimden bir şey gelmiyor farkındalık arttıkça umutsuzluk huzursuzluk da beraberinde getiriyor. Ek olarak bu kitabı her elime aldığımda bana öneren kişi aklıma geliyor sinir olduğum için o da etkiliyor.
MetastazBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınları · 20194,200 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:11
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarında Haziran ayında payıma düşen “Haziran” isimli öykü kitabı oldu. Yirmi bir kısa öyküden oluşan kitap, yazarın ilk öykü kitabıymış. İlk kitap olduğu için acemilik beklemek büyük hata olur çünkü ustalık kazanmış bir yazar elinden çıkmış gibi. Selçuk Baran’ın çok özel bir yanı var, mekana ve eşyalara olan dokunuşunun yanında öyle bir hikaye anlatımı var ki, çok az yazarda rastlanır. Hiçbir olaydan bahsetmeden yaşanan durumu okura sezdiriyor. Hikâyeler çoğunlukla sıkışmış hayatlar yaşayan insanların özgürleşme ve hafifleme yolculuğundan oluşuyor. Kitaba puanım tabii ki 10/10 Öykülere kısaca değineyim efenim. *Odadaki: Yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir yas öyküsü; atlatılamayan ve asla atlatılamayacak olan bir yas. Hiç gelmeyecek olan bir beklenene ağıt. *İhtiyar Adam ve Küçük Kız: İhtiyar bir adamın ve küçük bir kızın hayatlarının kayışının kısacık hikayesi. İhtiyar adamın gittiği yer mecburi güzergah olsa da küçük kızın elinden tutup, gitme, diyip onu gün ışına geri getirebilmeyi çok isterdim. *Konuk Odaları: Tanıdık yaşantılardan beklenmedik bir hikaye. *Kavak Dölü: Geçkin bir kız kurusunun anlık duygularının anlatısı. *Anne: “Annem dolabın çekmesinden örgüsünü aldı. Örgü örmeyi öyle severdi ki, örgü örerken mutlu olurdu. Şişler o ince, küçük tıkırtılarla ilmeklere girip çıkarken her şeyi unuturdu annem. Yorgunluğunu, yoksulluğunu, onmazlıklarını, her şeyi... her şeyi..” *Ceviz Ağacına Kar Yağdı: Hayatın bütün yükünü göğüsleyen ve herkesin bir şeyler beklediği bir insan olmanın ağırlığında ezilirken, tüm kararlılığıyla özgürlüğü seçmenin verdiği hafiflemenin hikayesi. Hikayede yapılan seçim doğru mu yanlış mı bilemem efenim ama insanda hafifleme hissi bıraktığı kesin. *Kent Kırgını: Kendisi de kent kırgını
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020600 okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:05
Bu kitabı öğretmen olarak okumak hep hayalimdi. Öğrenciyken filmi çok kez izleyip kitabı atandığımda, atanmış bir sınıf öğretmeni olarak okuyacağım diyordum. Şimdi o gündeyim. İsmet Özel'in dediği gibi "üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum." Filmi öyle çok kez izledim ki, kitabı da Genco Erkal'ın sesiyle okudum. Film, eserin aslıyla yarışacak kadar iyi. Film müzikleri, çekilen ortamın doğallığı, çocuklar, her şeyin olduğu gibi aktarılması... Sanki Hakkari'de olan biziz gibi. Kitaba gelecek olursam... Kendim yazmadığım için üzüldüğüm bir eser. Bence her öğretmenin böyle kendi mevsimini yazdığı bi eseri vardır. Ferit Edgü aklına, kalemine sağlık, sendeki nasıl bi his, nasıl bir kafa böyle... "Kendini ararken başkalarını bulacağım" ümidiyle yola çıkan bu öğretmenimiz, bence herkesin iç dünyasına biraz ayna tutmuştur. Özellikle itirafla ilgili söylediği sözler çok çarpıcıydı. Kimsenin değil, insanın en çok kendine itirafı acı verir, diyor kitapta. Kitapta ardı ardına ölen bebekleri öyle anlatmış ki, bebeklerin vücutlarındaki soğukluğu bile hissettim. Öğretmenin bu düzene karşı çıkışı, geç gelen yardıma karşı koyduğu sert tepki de o döneme ve yaşananlara bir eleştiri niteliğinde olmuş. Benzer bir durum İnce Memed romanında da vardı. Zeki öğretmenin sıtma hastalığı karşısındaki duruşunu hatırlattı bana okurken. Ah portakal sahnesi.... Bu sahneye diyecek bir söz bulamıyorum. Hayatında hiç portakal görmeyen bir çocuk, portakalı eline alınca nasıl hisseder? Ve bir çocuğun hiç portakal görmemiş olması... Kitabın sonunu okur okumaz tanıdım. Genco Erkal filmde burayı değiştirmeden okumuş. Kitabı okurken çocukların konuşma bitince dahi sınıftan çıkmaması, sonra bahçede birlikte fotoğraf çektikleri an gözümde canlandı. Kitap bitince her yerini çizdiğimi, her
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
Puan vermedi·172 syf.·
2026 188. kitabı
Otomatik Portakal Anthony Burgess'den okuduğum ilk eser oldu. İncelememe kitabın yazarından başlamak istiyorum. Anthony Burgess kendisine beyin tümörü tanısı konması ve 1 yıl kadar ömrü kaldığını öğrenmesi üzerine, karısının geçimini sağlayabilmesi için roman yazmaya karar veriyor ve 1 yıl içinde 5-6 kitap yazıyor. Daha sonra kendisine yanlış teşhis konulduğu farkediliyor fakat yazar yazmaya devam ediyor ve ünlü bir yazar haline geliyor. Yazarın yazarlık serüveni kadar kitabı da bana çok ilginç geldi. Argo anlatımıyla, anlatılan olayların mide bulandıracak kadar iğrenç olmasıyla insanı rahatsız eden bir yapısı var. Kitabımız çocuk yaşta olan ana karakterimiz Alex'in çetesiyle birlikte hırsızlıktan tutun tecavüze, tecavüzden cinayete kadar her türlü suçu işlemesi ile başlıyor ve Alex'in yakalanıp ıslahevine atılmasıyla farklı bir boyuta geçiyor. Kitabın bundan sonrası tam bir sistem eleştirisi haline geliyor. Yöneticilerin insanları nasıl robotlaştırdığı, siyasilerin kendi çıkarları için insanları nasıl kullandığı ince ince eleştiriliyor. Yeraltı edebiyatı bana çok hitap etmese de meraklıları için Otomatik Portakal'ın iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Fikirlerin uğruna savaşacağın kadar değerli mi?
9/10
·390 syf.··
2026 14. kitabı
Şah ve Sultan, yalnızca iki hükümdarın mücadelesini anlatan bir roman değil. Aynı zamanda haklılıkla güç arasındaki ince çizgiyi sorgulatan bir hikâye. Kitabı okurken dikkatimi çeken şey, İskender Pala’nın taraf tutmak yerine dönemin ruhunu anlamaya çalışması oldu. Tarih kitaplarında çoğu zaman birkaç satıra sıkışan olaylar burada insan yüzleri kazanıyor. Savaşlar, siyasi hesaplar ve idealler kadar; korkular, hırslar ve hayal kırıklıkları da görünür hâle geliyor. Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de yalnızca kahraman ya da yalnızca suçlu olarak görmek kolay. Zor olan, ikisinin de kendi doğrularına ne kadar inandığını fark etmek. Belki de kitabın en güçlü yanı burada yatıyor. İnsan, okurken bir taraf seçmekten çok tarafların nasıl oluştuğunu düşünmeye başlıyor. Şah ve Sultan bana tarihin sadece kazananların hikâyesi olmadığını bir kez daha hatırlattı. Çünkü aynı olay, bakan kişinin durduğu yere göre bambaşka anlamlar kazanabiliyor. Kitabı bitirdiğimde geriye kalan şey bir savaşın sonucu değil, insanların uğruna savaşacak kadar inandıkları fikirlerin ağırlığı oldu.
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma