* Belli 1°’yi aştığı zaman boş gur son derece tehlikelidir, boş gururun bir insanın nesnelerin özünden çok, görünüşle ilgili olanın çeşit çeşit yararsız işe ve çabaya götürmesi ve hiç durmadan kendini düşünmeye ya da hiç değilse başkalarının kendisi hakkındaki konularını düşünmeye götürmesi bir yana bırakılacak olursa, en büyük tehlikesi insanın her geç gerçekle bağlantısını yitirmesine yol açmasıdır.(…) Hayatla olan ilişkileri bozulur, yaşama yükümlülüklerini unutur ve tabiatın her insandan istemiş olduğu katkıları özellikle gözden kaçırır. Bir insanı her olaya ve insana bundan nasıl yararlanabilir gibi bir soruyla yaklaşmak zorunda bırakan böyle bir boş gurur kadar insanın serbestçe gelişmesini engelleyen başka bir küsur yoktur.
Kendini başkalarına kabul ettirmek için gösterilen çaba, en yüksek noktasına ulaşır ulaşmaz, ruhsal hayatta büyük bir gerginlik yaratır. Bunun sonucu olarak, güçlü ve üstün olma gayesi birey için daha belirgin bir hale gelir, insan bu gayet iyi olanca gücüyle olanca kuvvetiyle izler ve hayatı büyük bir zaferi beklemekle geçer. Böyle bir insan gerçeklik duygusunu yitirmiştir çünkü her zaman başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğü sorunu ile uğraştığından ve daha çok başkaları üzerinde bıraktığı izlenimle ilgilendiğinden hayatla bağlantısını yitirmiştir. Böyle bir yaşama biçimi insanın hareket serbestliğini olağanüstü derecede engeller ve boş gurur o insanın en belirgin karakter özelliği haline alır. Her insan kendini 1°’ye kadar boşa kaptırmış olabilir bununla birlikte bir insanın boş kurunu açığa vurmasına iyi gözle bakılmaz. Boş gurur genellikle o derece gizlenmiş ve örtbas edilmiştir ki çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir.
Mizaçların sıcakkanlı, öfkeli, hüzünlü ve soğukkanlı olarak dörde ayrılması, eski yunanistan’a kadar inmekte ve bu sınıflandırmanın Hippokrates’e ait olduğu sanılmaktadır. 1. Sıcakkanlı tipe, hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye almayan, saçlarını çarçabuk Ağrıtmayan, her olayın en hoş en güzel yanını görmeye çalışan, üzülecek bir şey söz konusu olduğu zaman üzülmekle birlikte kendinin ruh çöküntüsünü kaptırman, perspektif duygusunu yitirmeksizün mutlu şeylerden zevk duyan insanlar girmektedir. oldukça sağlıklı insanlardır. 2. Öfkeli tip, yol üstünde bulunan bir taşı şiddetli bir tekmeyle bir yana fırlatan bir kimse olarak anlatılmıştır. Sıcakkanlı tip rahatça taşın çevresinden dolaşıp geçebilmektedir. Güçlü olmak için gösterdiği çaba o kadar kuvvetlidir ki her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır. Saldırgan bir tavır takınarak yenmekten başka bir şey düşünmemektedir. 3. Hüzünlü tip taşı görür görmez o güne kadar işlediği bütün günahları hatırlayacak gelip geçmiş hayatı üzerinde uzun uzun düşünmeye başlayacak ve geri dönecektir. (…) Güçlükleri yenebileceğini ve ilerleyebileceğini hiçbir zaman inanmayan, yeni bir serüvene atılmak tehlikesini göze alamayan, bir gayeye doğru ilerleyecek yerde hareketsiz kalmayı tercih eden, kararsızlığı açıkça belli olan nevrotik bir kişi olarak görür.4. Soğukkanlı tip, hayata yabancıdır. Hiçbir şey onu fazla etkilemez, ilgilendirmez, başkaları ile arkadaşlık kuramaz, kısaca hayatta hemen hiçbir bağlantısı yoktur.
Başkalarını eleştirmekle ve başkalarının işlerini bozmakla uğraşırlar. Güvensizlikleri yüzünden endişeli ve kararsız bir tavır takınmak zorundadırlar öyle ki herhangi bir görevle karşılaştıkları zaman, sanki her türlü karardan kaçmak istercesine şüpheler ve duraksamalar içerisinde bocalayıp dururlar. (…) Böyle bir tavrın kaçınılmaz sonucu, haset ve cimrilik gibi karakter özelliklerinin ortaya çıkmasıdır. (…) Her ne pahasına olursa olsun üstün olmak istedikleri için öyle karmaşık bir davranış geliştirirler ki ilk bakışta onların insanlığa adamakıllı düşman oldukları hiçbir zaman akla gelmez.
Hatıralara dalıp hayal güçlerini işlettikleri zaman, kendilerini tehdit eden dış dünyadan kaçmaya çalışmaktan başka bir şey yapmış değillerdir. Bu tipten olan kimselerden bazıları, özel girişim güçlerini büsbütün yitirmemişlerse eğer, şu ya da bu şekilde toplumun genel yararına olan bir şeyler ortaya koymayı başarabilirler. Bir çok sanatçı bu tipe girer. Onlar dünyadan el çekmişler, kendilerine hayaller ve ideallerden oluşan, hiçbir engelim bulunmadigi ikinci bir dünya yaratmışlardır.