Kötümserler, iyi uyuyamazlar. Uyku, gerçekten de, bir insanın gelişme derecesini ölçme imkanı verecek kusursuz bir standarttır çünkü uyku bozukluklari, bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidir. (…) Bu tip bir insan hayattan ne kadar az tat alır ve hayatın ne kadar az anlar!
Kötümserler ise büsbütün farklı tiplerdir. En büyük eğitim problemleri bu gibi kimselerle karşımıza çıkar. Bunlar çocukluk yaşantılarını ve izlenimlerin sonucu olarak bir aşağılık kompleksi edinmiş olan kimselerdir. Bu gibi insanlar için her çeşit güçlük, hayatın hiç de kolay olmadığı duygusunu kuvvetlendirmektedir. Çocukken görmüş oldukları hatalı eğitimle desteklenmiş olan kötümser dünya görüşlerinin sonucu olarak her zaman hayatın kötü yanlarını görürler.Hayatın güçlüklerini iyimserlerden daha çok fark ederler ve kolayca cesaretlerini yitirirler. Bir güvensizlik duygusundan rahatsız oldukları için, hiç durmadan, kendilerine destek olacak birini ararlar. Başkalarından yardım görmek için yapmış oldukları çağrı dış davranışlarından bellidir. Çocukken sürekli olarak annelerin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar. Annelerin arkasından Ağlamaları bazen ileri yaşlarda da devam eder.
İyimserleri, tavır ve hareketlerinden hemen tanımak mümkündür. Ürkek değildirler, açık ve serbest bir şekilde konuşurlar, ne çok alçak gönüllüdürler ne de kendilerini engellenmiş ve tutuk hissederler. (…) Başkaları ile ilişki ve dostluk kurmadan hiçbir güçlük Çekmezler çünkü güvensiz değildirler. Konuşmaları tutuk değildir, tavırları hareketleri yürüyüş yürüyüşleri doğal ve rahattır.
Tek çocukların ana babaları genellikle görülmemiş derecede dikkatli ve tedbirli davranırlar kendileri de hayatı büyük bir tehlike olarak görürler bu yüzden çocuğa gerektiğinden fazla yardımcı olurlar. Çocukta, onların dikkatini, ilgisini ve uyarmalarını fazladan bir baskı kaynağı olarak yorumlar. Sağlığına ve rahatına gösterilen sürekli dikkat, önünde sonunda çocuğun dünyayı çok düşman bir çevre olarak görmesine yol açar. Çocukta her zaman güçlüklerden korkma gibi bir duygu uyanır ve yalnızca hayatın tatlı yanları ile karşılaştıracak şekilde yaşamış olduğu için, güçlükler karşısında acemi ve beceriksiz bir tavır takınılır. Bu gibi çocuklar herhangi bir işi yalnız başlarına yapmakta zorlandıkları zaman çeşitli güçlüklerle karşılaşırlar ve ergeç hayatta işe yaramaz bir hale gelirler. Hayatın zorunlu faaliyetlerinde başarı gösteremezler. Hiçbir işe yaryaramayan bir asalak olarak yaşarlar, kendilerini hayatın tadını çıkarırken bütün insanların kendi isteklerine hizmet etmelerini beklerler.
Tek çocuk (…) Ana babanın bütün eğitim çabalarının bu tek çocuk üzerinde toplamaktadırlar. Çocuk ise bu yüzden son derece bağımlı bir duruma girmekte hiç durmadan birisinin kendine yol göstermesini beklemekte ve her zaman için kendine destek olacak birini aramaktadır. Hayatı boyunca sımartıldığı için, güçlüklerle karşılaşmaya alışmamıştır çünkü birisi her zaman onun herhangi bir güçlükle karşılaşmasını önlemiştir. Her zaman için bir dikkat ve ilgi merkezi olması yüzünden kendisini gerçekten çok değerli bir kimse olarak görmeye başlamıştır.