Ana babaların çocuklarından şikayet etmeleri, ancak çok seyrek olarak çocuğun koru körüne itaat ile ilgilidir. En yaygın şikayetler çocuğun itaatsizliği dolayısıyla ortaya çıkmaktadır. İncelemeler, bu gibi çocukların çevrelerinde bulunan kimselerden daha üstün olmaya çalıştıklarini göstermektedir; küçük hayatlarını engelleyen duvarları yıkmaya çalışmaktadırlar.. Evde kendilerine hatalı bir şekilde davranılmış olması yüzünden eğitim amacıyla gösterilen gayretler de onları etkilememektedir.
Hayal gücünden yoksun oldukları söylenen çocuklar da vardır. Bu hiç şüphesiz doğru değildir. Bu çocuklar ya kendilerini ifade edememektedirler ya da onları hayal kurmaya karşı savaş açmaya götüren başka nedenler işe karışmaktadır. Bir çocuk hayal gücünü baskı altına almakla belli bir güçlük duygusuna ulaşmayı başarmış olabilir. Gerçeğe uyma çabaları engellemiş olan bu çocuklar,hayal kurmanın erkeklere yakışmayan, çocukça bir şey olduğuna inanırlar ve kendilerini hayale kaptırmak istemezler. Bu isteksizlik o dereceyi bulabilir ki sanki hayal güçleri hiç yokmuş gibi bir izlenim uYandırırlar.
Çocukların çoğu gerçekte başka bir aileden olduklarına ve önemli bir kişi olan gerçek babalarının bir gün gelip onları alıp götüreceğine inanırlar. Bu genellikle, derin bir aşağılık duygusunun duyan çocukların, acısını duydukları yoksunluklar yüzünden arka plana itildikleri ya da aile çevrelerinde görmüş oldukları sevgi ve şefkatten tatmin olmadıkları durumlarda ortaya çıkmaktadır.
Ruhun hayat problemlerine karşı göstermiş olduğu bireysel tepki, ruhsal yapıda izler bırakmaktadır. Belleğin ve değerlendirme yeteneğinin fonksiyonlari, çevreye uyma zorunluluğu ile belirlenmiştir. Hatıralar olmasaydı, gelecek için herhangi bir önlem alma imkanı olmayacaktı. Bütün hatıraların bilinç dışı bir amacı olduğu sonucunu çıkarabiliriz. (…) Bir hatırayı ancak hizmet ettiği gaye ve amacı bildiğimiz zaman değerlendirebiliriz.
Her çocuk içerisinde yaşamakta olduğu dünyayı daha duyarlı olan organının dünyadan toplamış olduğu izlenimlere göre kavramak tadır. Bu bakımdan, bir insanı, ancak dünyaya hangi organı ya da organ sistemi ile yönelmiş olduğunu bildiğimiz zaman anlayabiliriz çünkü insanın bütün ilişkileri böyle bir olgu ile belirlenmiştir.