Patolojik bir güçlü olma eğilimi gördüğümüz her yerde, hayattaki yerlerini sağlamlaştırbilmek için olağanüstü çabalar harcayan, bu konuda büyük bir telaş ve sabırsızlık gösteren, daha şiddetli iç tepkilerle hareket eden ve başka hiç kimseyi hesaba katmayan insanlarla karşılaşırız. Bunlar aşırı bir dereceye varmış olan üstün olma gayelerine ulaşabilmek için aşırı hareketler yapmaları ile dikkat çeken çocuklardır. Başkalarının hayatına karşı gösterdikleri saldırgan davranışlar, kendi hayatlarını savunma ihtiyaçları ile birlikte gitmektedir. Onlar dünyaya karşıdır, dünya da onlara karşıdır.
Çocuklar güçlü olmak için gösterdikleri çabayı açıkça dile getiremezler, onu sevgi perdesi altında gizlerler ve işlerine perde arkasından yürütürler. Böylece, kendi imkanları içerisinde, kendilerini açığa vurmaktan kurtulmayı umarlar. Durdurulmamış, dizginlemiş bir güçlü olma çabası, çocuğun ruhsal gelişmesinde bozukluk yaratabilir,aşırı bir güvenlik isteğinin doğmasına, böyle cesaretin küstahla, itaatin korkaklığa, sevginin ise dünyaya söz geçirmeyi sağlayacak kurnazca bir hainliğe dönüşmesine yol açar. Her tabi duygu ya da ifade, önünde sonunda, çevreye egemen olma amacını güden iki yüzlü bir düşünceyle birlikte gider.
Çocuklarla alay etmek ağır bir suçtur. Bunun etkileri çocuğun ruhunda izler bırakır, onun yetişkin bir insan olduğu zamanki alışkanlıklarını ve hareketlerini belirler. (…) Çocukları bu şekilde ciddiye almamanın başka bir görünüşü de, 10’lara, doğru olmadığı ilk bakışta fark edilen Yalanlar söyleme alışkanlığıdır. Bunun sonucu olarak çocuk yalnızca yakın çevresinden şüphe etmekle kalmaz aynı zamanda hayatın gerçekliğinden ve ciddiliğinden de şüphe eder hale gelir.
Çocuğun zayıflığı ve çaresizliği göz önünde tutulacak olursa, her insan hayatının başlangıcında, az çok derin bir aşağılık duygusunun var olduğu görülecektir.
Ne yazık ki, insan dediğimiz hayvan, özel güçleri olduğunu iddia eden herkesin kurbanı olacak derecede bir itaat gösterebilmektedir. Ayrıca çok sayıda insan herhangi bir sınava girişiminde bulunmaksızın bir otoriteyi kabul etme alışkanlığını edinmiştir. Halk aldanmaktan hoşlanır.