1933'te Mussolini'nin çıkardığı yeni "biyolojik" yasalara kadar, Eritre veya Somali'de doğmuş zenci-beyaz melez çocuklar İtalyan yurttaşı olabiliyordu. Bu durduruldu.
Faşizm de, Nazizm de, soyut ve evrensel hak yerine "kuvvetlinin hakkı" barış yerine "ebedi çatışma ve var kalma mücadelesi içinde yok olmamak üzere yok etme" kavramlarını temel alır. "Hümanizm" gözü yaşlı liberalizm marazının uydurması ve bir yeni hastalıktır. Üstün insanın (veya ırkın) gerçekleşimine engel teşkil edecek her türlü sakat insanlık (gerçek sakatlıktan Yahudilik gibi başka tür mikroplar) yok edilmelidir. Bize "hümanizm" değil, eugenics gerekir.
19. yüzyılın ikinci yarısında Alman toplumunda eğitim ve diploma çok önemli görülürdü. Kapitalist bir sistem yaratmayan toplumlarda böyle olması normaldir. Böyle yapılanmalarda, soydan gelen soyluluğu bir yana bırakacak olursak, bilgi sahibi olmak para sahibi olmaktan daha şerefli kabul edilen bir statüdür.
Bir militaristin ayrıca bir de faşist veya Nazi olması gerekmez; ama bir faşistin militarist olmaması pek olabilir bir şey değildir.
Öte yandan, bunlar arasında tam bir köprü, tam bir geçiş kurulamadığı için, faşizm veya Nazizm bir tür "paralel askerlik" örgütü kurmuştur. İtalya'da "kara gömlekliler"le başlayan üniforma tutkusu Almanya'ya "kahverengi"yle sıçradıktan sonra çeşitli ülkelerin faşist hareketleri kendi renklerini seçtiler (örneğin Romanya'da maviyi beğendiler). Bu paramiliter kuruluşlar bu hareketlerin iktidar stratejisinde önemli bir rol oynadı.