İdam mahkümları, son dakikalarında şafağın söktüğünü görürler mi? Eğer göremezlerse, ne yazık!.. Çünkü, bu, onların sonsuz karanlığa götürebilecekleri biricik aydınlık hatırasıdır.
Meğer insan ölmeden ve mezara girmeden önce de çürüyor, iskelet haline giriyor, toz ve toprağa karışıyormuş. Yeryüzünde, diriler arasında dolaşan böyle ne kadar ölüler var!
Bir millet için her ilerlemenin, her gelişmenin başı mutlaka bir askerî zafere dayanır. Milli deha ancak bir zaferden sonra en özlü meyvalarını verir. Şairler en güzel şiirlerini, ressamlar en güzel resimlerini, müzik sanatkârları en seçkin bestelerini ancak böyle bir bayramın ertesinde meydana getirebilir.
Gerçekte, tabiat için güneş ne ise cemiyet için hürriyet oymuş! Bütün insanlar onun aydınlığında, onun sıcaklığında gelişip serpilir, bütün zekâlar, ruhlar ve bütün enerjiler ancak hürriyetin ışığında gelişebilirmiş!