Allah Teâlâ'nın hoşlanmadığı işlere daldığı halde nefsini kınamayan, tövbeye ve günahlarından dönmeye yönelip çaba göstermeyen kimsenin bağışlanmayı ümit etmesine gelince...Bu bir ahmaklıktır. Bu, kurak araziye tohum atıp sulama, ayıklama ve temizleme hizmetlerini yapmayan kimsenin mahsulü ümit etmesine benzer.
İman tohumunu itaat ve ibadet suyu ile sulamayan, kalbini çirkin huylarla dolu halde bırakan ve dünya zevklerine dalan insanın (tövbe etmeksizin) mağfiret beklemesi ahmaklık ve aldanmadır. Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur:
اَلْأَحْمَقُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللهِ الْجَنَّةَ
"Ahmak kimse, nefsini hevasına tabi edip sonra Allah'tan cenneti temenni edendir."
Şu bir gerçektir ki Müslüman'ın hayatı, korku ile ümit arasındadır. Korku ve ümit, mümin için vazgeçilemez iki güzel haslettir. Bu iki haslet,mümin için denge ahlakıdır. Onlarla hak yolunda yürünür, amel işlenir ve ameller muhafaza edilir. Hak Teâlâ, müminlerin bu iki ahlakından bahsederken şöyle buyurmuştur:
يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا
"Onlar, korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler." (Secde Suresi, 32/16)