Peki ya hayatın bir anlamı varsa ama onu bilmemek bizim için daha uygunsa? Hayatın anlamını bulmayı, gerçekleştirmeye değer bir şey gibi düşünmeye eğilimliyiz, ama ya bu bir hataysa? Veya gerçek, bizi taşlaştıran bir ucubeden başka bir şey değilse?
Hayatımızın bir değeri ve amacı olduğunu düşünebiliriz ama hakikat şudur ki yalnızca İstenç'in kendini yeniden ürettiği kör ve sonuçsuz sürecin zavallı araçlarıyızdır. Fakat bunu gerçekleştirmek amacıyla İstenç, hayatlalarımızın anlamlı olduğunu sanmamız için bizi kandırmalıdır ve bunu da bilinç diye bilinen, kendimize ait değer ve amaçlar taşıdığımız yanılsamasına izin veren şekilsiz bir kendini aldatma mekanizması geliştirerek yapar.
Hakikati arayacak kim olursa olsun zulüm görecek. O halde karanlıklar içerisinde tembel tembel oturmalı mı? Yoksa hasedin ve iftiranın kendi meşalelerini yeniden yakmak için kullanacakları bir meşale mi yakmalı?