Başkasının karısına duyulan arzu, insanın kendi içindeki uçurumu fark ettiği andır; çünkü bazı kadınlar günahı değil, insanın sakladığı en karanlık yanını ortaya çıkarır.
Düşünceler senden ayrı var olur, senin doğanla birleşemezler, gelirler ve giderler sense orada kalırsın, devam edersin.
Sen gökyüzü gibisin: o hiçbir zaman gelmez ya da gitmez, o hep oradadır. Bulutlar gelir, gider, onlar anlık olgulardır, sonsuz değildirler. Bir düşünceye tutunmaya çalışsan bile onu tutamazsın; gitmesi gerekir çünkü o doğar ve ölür. Düşünceler senin değildir, sana ait değildirler. Ziyaretçi olarak, konuk olarak gelirler ama ev sahibi olamazlar.
Dikkatle seyret, o zaman sen ev sahibi olursun, düşünceler de ziyaretçiler olur. Ve ziyaretçi olarak güzeldirler ama kendinin ev sahibi olduğunu unutursan ve onlar ev sahibi haline gelirlerse bir karmaşa içinde kalırsın. İşte cehennem budur. Evin efendisi sensin, ev sana ait ama konuklar efendi haline geliyor. Onları kabul et, onlara bak ama onlarla özdeşleşme yoksa onlar efendi olur.
Sabit kalanın ne olduğunu unutma: Bu senin doğandır, senin Tao'ndur. Gökyüzü gibi hiçbir zaman gelmeyen ve hiçbir zaman gitmeyen şeye karşı özenli ol. Geştalt'ı değiştir: Ziyaretçilere odaklanma, kökün ev sahibinde olsun; ziyaretçiler gelir ve gider.
Cinselliği bastıran bir insan, onun müptelası olan bir insandan daha fazla cinsellik doludur. Çünkü cinsellik yaşanırken enerji boşalır; bastırıldığında ise sürekli olarak sistemin içinde dolaşır.