Soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Soru sormak bir tașı harekete geçirmek gibidir. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir; çok geçmeden, taşlardan biri evinin arka bahcesinde oturan kendi halinde (hem de en son akla gelebilecek) bir adamcağızın tepesine iniverir, ailesi de dımdızlak ortada kalır.
"Fakat bildiğim kadarıyla evren genislemeye devam edecek, giderek daha boş ve daha soğuk bir hal alarak sonsuzluğa ulaşacak."
"Bilgilerin eski kozmolojiye dayanıyor ve onların yanlışlığını kanıtladık. Antimadde miktarı hafife alınmış. Evrenin genişlemesi son bulacak ve ardından yerçekimi altında çökecek, nihayetinde ise bir tekillik oluşturarak, yeni bir büyük patlamaya sebebiyet verecek. Her şey sıfıra dönecek ya da başladığı vere. Ve doğa nihai galip olarak kalacak."
"Yeni evrenin on boyutu mu olacak?'
"Kimbilir? Sonsuz ihtimal var. O yeni bir evren ve yeni bir hayat olacak."