Annemin eskiden okuduğu ve çok beğenmiş olduğu bir kitap olduğundan sürekli bahseder ve anlatır. Benim de okumamı istediğinden almıştım ama ne yazık ki aldığım kitabın çevirisi oldukça kötü yapılmış, bu nedenle sesli kitap olarak dinlemek zorunda kaldım. Bu can sıkıcı aksiliği bir yana bıraktığımda, kitabı gerçekten sevdim. Ben bir noktadan sonra insanların başına gelenlerin kendilerinin sorumluluğunda olduğunu düşündüğümden, kitaptaki mantığı beğendiğimi söyleyebilirim. Elbette üzerinde düşünülüp, tartışılabilecek tarafları olsada çoğunlukla kitabın bahsettikleri gerçekten yadsınamaz doğrular. İnsan kendi düşüncelerinin ve benliğinin eseridir. Yaşadığı tüm zorluklara nasıl tepki verdiği, nasıl bir ders çıkarıp çıkarmadığı veya hatalarını tekrarlayıp tekrarlamadığı tamamen kendisine bağlı durumlardır. Her ne kadar kabullenmesi zor olsa bile, genelde yaşanılan durumlar insanın kendisinin seçimlerinden ve davranışlarından kaynaklanır. Başkalarını veya olayları suçlamak daha kolay bir seçenek gibi görünsede, aslında suçlu bizler olabiliyoruz.
Sadece insanın doğası gereği her zaman ‘iyi’ veya ‘pozitif’ olamayız. Beyaza sahip olduğumuz kadar siyahız da. Kitaptaki sadece iyiye odaklanma, iyiyi düşünme ve iyiliğe yönelmenin o kadar da imkânı olduğunu sanmıyorum. Sağlıklı bir düşüncenin, zihnin yanında insan nerede nasıl davranacağını ayırt etmelidir. Herkese karşı sadece iyi veya kötü olamayız, bunlar karşımızdaki insana göre şekil alacak durumlardır.
Kitabı gerçekten beğendim. Okuyup, üzerine uzun uzun düşünebileceğiniz ve kendinizde eksik olarak gördüğünüz, uygun bulduğunuz kısımları hayatınıza entegre edebileceğiniz bir kitap. Daha sonra düzgün çevrilmiş bir hâlini alıp tekrar okumak istiyorum. Tavsiye edebilirim.