18
1 Ağustos 1944 günü öğleden sonra Patton'ın Üçüncü Ordusu nihayet harekete geçti. Altıncı Zırhlı Tümen Komutanı General Grow, trafiği yönetirken toz bulutu arasında bir cip durdu. Cipten, toz toprağa rağmen tertemiz üniformalı bir subay atladı ve Grow'a doğru yürüdü. Grow, yapmakta olduğu işi hemen bıraktı. Uzun boylu adamı tanımıştı; bu Patton’dı. Patton, heyecanla Grow'u bir kenara çekerek alçak sesle konuştu: - "Beni dinle, Bob. Cumartesi gecesi Brest e gireceğimize dair Monty (Montgomery) ile beş sterlin bahse girdik." Brest'e cumartesi günü giribilmesi için Grow'un, Avranches'tan Brest'e uzanan 200 millik yolu beş günde alması gerekiyordu! Grow'un şaşkınlığı yüzünden anlaşılmış olacak ki, Patton kolunu dostça bir tavırla Grow' un omzuna attı ve yumuşak bir sesle: - "Brest'i al, Bob" Dedi. Grow sordu: - "Aradaki hedeflerim neler, generalim?" Patton yine yumuşak sesle ikinci derecedeki yolları kullanması, ama Brest'e cumartesi günü girmesini söyledi. Grow: - "Bütün bilmek istediğim bu idi!" Dedikten sonra, derhal gerekli hazırlıkları yapmak üzere uzaklaştı. Kurmay subayıyla karşılaşan Grow, büyük bir gururla ona şunları söyledi: - "Gerçek bir süvariden, gerçek bir süvari görevi aldım.”
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
1980-2008 yılları arasında ben de Moskova'ya dört defa, Türk Cumhuriyetleri'ne on defa gidip geldim. Türk Cumhuriyetleriyle ilgili olarak 101 Tv programı hazırlayıp sundum. Çeşitli şehirlerimizde konferanslar verdim, makaleler, kitaplar yazdım. Samimiyetle inandım ki, Marksizm yeryüzünün en yalancı, en zalim, en sömürgeci, en kanlı imparatorluklarından birini kurmuştur. Biliyorum, biliyorum, biliyorum!Şimdi, bizim Lenin sakallı Marksistlerimiz çok öfkeleneceklerdir. Devrimcilik, ilericilik ve laiklik üzerine gevezelikler edip duracaklardır. Bugüne kadar, Türkiyeli Marksistlerden bir teki olsun şu sorumun cevabını veremedi: Dünkü Sovyetler Birliği 22 milyon 400 bin km2lik bir alana yayılmıştı. Nüfusu 2 9 2 milyondu. Federal Almanya'nın toprakları ise 3 5 7 bin km2 idi. O topraklarda 80 milyon Alman yaşıyordu. Sosyalist Rus İmparatorluğu, Federal Almanya'dan 66 kere daha büyük bir coğrafya üzerindeydi. Çok zengin bir coğrafyaya sahipti. Yeraltı ve yerüstü kaynaklar, zenginlikler bakımından Sovyetler Birliği, Federal Almanya'dan en az bin misli daha zengindi. Hal böyle olmasına rağmen Federal Almanya'nın mali gücü Sovyet Rusya'nın mali gücünden yüz yirmi beş misli daha kuvvetliydi. Peki, sonra ne oldu? 3 Ekim 1990 yılında, Sovyet Rusya, işgal ettiği Doğu Almanya topraklarını Federal Almanya'ya satmak mecburiyetinde kaldı. Federal Almanya, aynı zamanda Doğu Almanya'da bulunan 380.000 Sovyet askerinin, Sovyet Rusya'ya dönme ve yerleşme masraflarını da üzerine aldı. Birisi çıksın da cevap versin bana: Dünyada hangi devlet işgal ettiği toprakları para karşılığında sattı? Ve bu ilerici, bu devrimci, bu hürriyetçi, bu eşitlikçi Sovyet Sosyalist İmparatorluğu, hiçbir devletin müdahalesi olmadan, neden, niçin gümbür gümbür yıkılıp gitti? Eşitlik iddiasına da bir örnek vermeliyim:
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yabancı gördüler mi etrafına toplanan, "turist, turist," diye tempo tutup para, şeker, sigara isteyen, kolundan eteğinden çekiştiren çocuklar yoktu burada. Buranın çocukları farklıydı, çevredekiler onları ilgilendirmiyor, gözleri çöpten başka birşey görmüyordu. Elleri, ayakları, gözleri, burunlarıyla çöplere dalmışlardı.
Sayfa 99