"Oradaki insanlar bize benzemezlermiş. Kendileri fakirmiş, fakat gönülleri Öyle zengin, öyle zenginmiş ki, hiçbiri, değil fakir bir akraba çocuğuna, hatta düşmanına ettiği iyiliği başına kakmak mürüvvetsizliğinde bulunmamış."
"-Dadı, patatesin tanesini kaç kuruşa verirler? Kabuklarını en çok kaç santim kesmek lazım gelir? gibi sualler soruyor, dadıyı güldürüyordum.-Hele:- Dadı, tahta silmek için kaç kova su lâzım? dediğim zaman, kadıncağızın adeta gözlerinden yaş geldi."
"Dolabımın bir köşesinde, kırmızı kordelasıyla, ağır ağır solup sararmaktan başka bir şeye yaramayacak zannettiğim diplomam gözümde bir ehemmiyet almıştı.Bütün ümidim, pek makbul olduğunu söyledikleri bu kâğıt parçasındaydı.Onun sayesinde Anadolu vilayetlerinden birinde bir hocalık alacak, bütün hayatımı çoluk çocuk arasında, şen ve mesut geçirecektim. "