"Kafeslerin hepsinden nihayet kurtulduğum bugün de birinin beni, kafeste bir kuş gibi, görmesi doğru değil. Sonra, kuş kelimesinin eski "Çalıkuşunu kırık kanadı, kapanmış gagasıyla düştüğü yerden kaldırmak gayreti var. Hacı Kalfa,böyle konuşmakta devam ederse, aramızın bozulmasından korkuyorum."
"Kâmran'ın bizim artık bir daha barıştığımızı göremeyeceği kayanın yanında ne kadar beklediğini bilmiyorum.Fakat beklemekten usanarak odama geldiği ve masamın üstünde çizgili mektep defteri yaprağına karalanmış şu birkaç satırı gördüğü zaman herhâlde şaşalamış olacaktır. "Kâmran Beyefendi. 'Sarı Çiçek' romanını baştan başa öğrendik. Bir daha ölünceye kadar birbirimizi görmek yok.Senden nefret ediyorum."
Feride
"Yalnız bilmem neden mektubun birkaç defa tekrar ettiğim şu son satırlarını hala şimdi bile gözümün önünde buluyorum:
" Gönlüm boştu. Sevmeye ihtiyacım vardı. Sizi uzun ince vücudunuzla, menekşe gözlerinize karşımda görünce her şeyin rengi değişti. "
"Ellerini oturduğum koltuğun kenarlarına dayayarak bana doğru eğildi.Bu vaziyette dört tarafımdan kuşatılmış bulunuyordum.Bana el dokundurmadan yaklaşmak için kurnazca bir buluş. Oturduğum yerde kirpi gibi büzülüyor, omuzlarımı kaldırarak geri çekiliyordum. Çok yakın olan yüzüne bakmamak için mendilimle oynayarak sordum:- Amcan ne teklif ediyor."