"O benimle yalnız kalmak, beraber gezinmek ve konuşmak istiyordı. Zannederim bu her nişanlı gibi onun da hakkıydı.Fakat ne çare ki, ben dünyadaki nişanlıların en acemi ve vahşisiydim. Kâmran 'ın bana doğru geldiğini gördüğüm zaman ürkmüş bir at gibi patır patır kaçıyordum, arkamdan sapan taşı yetişemiyordu. "
"Kâmran, devam etti:-Bunu ümit ediyordum.Ben buraya senin için geldim Feride...Hareketten kalmış olmama rağmen salıncak hâlâ aynı hızla sallanıyordu. Kollarımı iplerin etrafından geçirdim, ellerimi birbirine kenetledim. İnelim artık, düşeceğim, diye yalvardım.O, düşkünlüğümü anlamadı:- Hayır, Feride, dedi. Benimle evlenmeye razı olduğunu ağzından işitmeden seni bırakmam, beraber düşüp ölünceye kadar."