Baba ayrı, oğul ayrı.
Sahi, ayrı mı?
Yüzlerini bile görmedikleri gökteki babalarina yaranabilmek için olmadık işlere kalkışan, babalarının huzurunda bir nebze görünür olmak için körlerin gözünü açmaya, bununla yetinmeyip ölüleri diriltmeye, onunla da yetinmeyip denizleri ikiye yarmaya, daha da yetinmeyip çamurdan kuslar yapip içlerine can üflemeye heveslenen meczup oğulların çarmıhta son bulan hikâyelerinin, ta milada uzandiğini bilmez miydi Haydar? Bilmezdi zaar.