Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra bile içinde yaşamaya devam eder. Uçurtma Avcısı tam da öyle bir hikâye. Suçun, pişmanlığın ve bağışlanmanın gölgesinde geçen bir dostluğun, vicdanla yüzleşmenin hikâyesi. Kitap boyunca aslında bir çocuğun büyüme hikâyesini okuruz ama satır aralarında bir milletin yıkılışını, bir halkın parçalanışını da hissederiz. En çok da “bir daha iyi olamayacak şeyler”in yasını tutarız.
En yakın arkadaşına bile sahip çıkamayan bir çocuğun yıllar sonra kendi içindeki boşluğu onarmaya çalışmasını izlerken insan kendi kırgınlıklarına da dönüp bakıyor. Kimi zaman içimizi sıkan, kimi zaman kalbimizi buruşturan ama sonunda umutla dolmamıza sebep olan bir roman.