"Başımızda bir bela daha var: Kurnazlık... Aklımıza bir şey gelir, 'Bunu bizden başkası bulamaz,' diye güveniriz. Beş paralık kâr için, beş yüz kuruşluk zarara girmemiz hep kurnazlıktan... Bu dünyada kurnazlık gibi bela yok!"
Murat'ın bu lafı nereye getireceğini kestiremediği için Nail çekine çekine doğruladı: "Gerçekten, köylü adamı kurnazdır. Yüzbaşı bize 'Çarıklı kurmaylar!' derdi."
"Çarıklı kurmay!" Murat kederle güldü. "Oysa kurmay oldun mu çarık giymezsin. Ayağın çarıklı ise kurmay olamazsın... Biz köylüyüz, arslanım, birbirimize karşı kurt gibiyiz, yabancıya karşı köpek gibi... Kendimiz toprakta yatarız, hatırlı konuğa kaba döşek saklarız. Komşuna bir yumurta vermezsin, versen de ilerde geride lafını edersin, başına vurursun, hatırlı konuğun atına tohumluğunu yedirirsin!"