Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Yürek Ağırsa Adımlar Düşer, Zaman Yavaşlar
Bazen hayatta karşıma öyle anlar çıktı ki, omuzlarım güçlü olsa da kalbim taşıyamadı. Dışarıdan bakan bir göz belki “dayanıklı” derdi bana, hatta kimileri “ne kadar sağlam bir insansın” diye hayranlıkla bakardı. Oysa bilmezlerdi ki, içimde taşıdığım yük omuzlarımın değil, yüreğimin yüküydü. Çünkü insanın asıl direnci kaslarında değil, kalbindedir. Kalbin kırıldığı yerde, gözlerin ışığını, nefesin anlamını, adımlarının ritmini kaybedersin. Bir kez orada çatlak açıldı mı, dışarıdan ne kadar dimdik görünürsen görün, içeride yavaş yavaş tükenmeye başlarsın. Ben de tükenişin ne demek olduğunu, en güçlü olduğum sandığım anda öğrendim. Bir söz, bir davranış, bir bakış… Bazen küçücük şeyler olur, ama kalbine saplandığında dağlardan ağır gelir. Omuzların kaldırır belki; ama kalbin “artık yetmiyor” dediğinde, hiçbir güç seni ayakta tutmaz. İşte o zaman anlıyorsun: insanı tüketen şey hayatın zorluğu değil, kalbinin kırıklığıdır. Kendi hayatıma dönüp baktığımda, en çok da bu kırıklıkların izlerini taşıyorum. Omuzlarımda değil, yüzümde değil, ama kalbimde. Ve itiraf etmeliyim ki, bazı kırıklar hiç onarılmıyor. Belki zaman acıyı hafifletiyor ama içindeki o boşluğu asla doldurmuyor. Yine de öğrendim yüreğini korumak, omuzlarını güçlendirmekten çok daha büyük bir cesaret istiyor. Çünkü kalbin düştüğünde, tüm bedenin dizlerinin üzerine çöker. Gerçekten de insanın bütün gücü kalbinde saklıdır. Kalbin sağlamsa, omuzların dağları taşır. Ama kalbin kırıldı mı, bir yaprağın rüzgârda savruluşu gibi savrulursun…
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İçsel Denge ve Sakinlik Kelimelerin Derinliği
10/10
·47 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
İnsanın iç dünyasına derin bir yolculuk sunuyor. Her sayfa, duyguların karmaşasını, insan ruhunun kırılganlığını ve gücünü ustalıkla işliyor. Okurken fark ediyorsun ki duygular yalnızca birer tepki değil, insanı yönlendiren, kararlarını şekillendiren ve hayatına yön veren gizli birer pusula. Orhan, karakterlerinin iç seslerini öyle bir gerçeklikle anlatıyor ki, okur kendini onların yerine koyuyor, kendi duygularını sorguluyor ve her sayfada bir parça kendi ruhunu keşfediyor. Kitap, sevinci, hüznü, öfkeyi ve aşkı yalnızca tarif etmiyor; okurun içinde hissettirmeyi başarıyor. Her duygu, bir yol gösterici, bir öğretici olarak sunuluyor ve okur, sadece okumakla kalmayıp, hissetmeye ve anlamaya başlıyor. Fatma Orhan, metin boyunca duyguların karmaşası içinde bir denge yaratıyor, okuru dalgalanan bir deniz gibi içine çekiyor, ama sonunda bir sakinliğe ulaştırıyor. Duyguların gücü, kitabın merkezinde yalnızca bireysel deneyim olarak değil; toplumsal ve evrensel bir bağlama da oturuyor. İnsanlar arası ilişkilerin, sevginin, bağışlamanın ve empati kurmanın önemi öyle bir şekilde işleniyor ki, okur farkında olmadan kendi hayatındaki ilişkileri gözden geçiriyor. Her sayfa, bir uyanış, bir farkındalık yaratıyor. Orhan’ın dili sade ama derin; kelimeler basit görünüyor ama okur onları düşündükçe, her cümlenin ardında bir evrenin saklı olduğunu fark ediyor. Bu, kitabın büyüleyici gücünü oluşturuyor: Hem anlaşılır hem de düşündürücü. Duyguların gücü, sadece bireyin iç dünyasını değil, toplumsal bilinci de besliyor ve okuru yaşamın farklı yönlerini yeniden değerlendirmeye itiyor. Kitap gösteriyor ki duygular sadece his değil, insan olmanın ve insanı anlamanın temel taşları. Her satır, okurun içinde derin bir yankı bırakıyor ve sayfalar ilerledikçe, duygu ile düşünce arasındaki o
İnsan ve Duygular
Duyguların GücüFatma Orhan · Mst Yayıncılık · 202513 okunma
İnsan Ruhunun Derinlikleri Kararların Ahlaki Yüzü
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 160. kitabı
Taha Abdurrahman’ın Bilgi Ahlaktan Ayrıldığında kitabı, insanın bilgi ve ahlak arasındaki ince çizgiyi keşfettiği bir yolculuk. Sayfaları çevirdikçe, bilgi sadece bir araç değil, sorumluluk ve vicdanla birleşmediğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini hissediyorsun. Yazar, bilgiyi güç veya prestij unsuru olarak değil, insanın iç dünyasını şekillendiren, hayatını yönlendiren bir pusula olarak sunuyor. Kitap, okuru kendi seçimlerini ve eylemlerini sorgulamaya davet ediyor. Her cümle, insanın doğruyla yanlışı ayırt etme mücadelesini, bilginin etik sınırlar içinde kalmasının önemini gösteriyor. Taha Abdurrahman, karmaşık düşünceleri ustalıkla işleyerek okuru sadece bilgilendirmiyor, aynı zamanda düşündürüyor ve hissettiriyor. Bilgi, ahlaktan ayrıldığında boş ve yönsüz bir güç hâline geliyor; ahlakla birleştiğinde ise yol gösterici bir ışığa dönüşüyor. Okudukça fark ediyorsun ki insanın bilgiyi sahiplenmesi, beraberinde sorumluluk getiriyor. Öğrenmek tek başına yeterli değil; bilgiyi doğru ve ahlakî biçimde kullanmak, insanı insan yapan en temel unsurlardan biri. Kitap, hakikatin peşinde bir yolculuk sunarken, okuru kendi yaşamında doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü yeniden değerlendirmeye zorluyor. Ahlak, Taha Abdurrahman’ın kaleminde soyut bir kavram değil; her kararın, her eylemin merkezinde yer alan bir yaşam ilkesi olarak beliriyor. Bilginin kıskacında sıkışmayan, aklı ve etik değerleri birleştiren bir insan portresi çiziliyor. Etik ve akıl birbirinden ayrılmıyor; her düşünce, her kavrayış, bir eyleme dönüşme potansiyeline sahip ve bu eylemin arkasında mutlaka ahlak bulunmalı. Bilgi, ahlaktan ayrıldığında yalnızca bir güç değil, aynı zamanda bir tehlike hâline geliyor. Taha Abdurrahman, okuru insan olmanın ve sorumluluk bilincinin merkezine götürüyor, her satırda
İnsan ve Duygular
Bilgi Ahlaktan AyrıldığındaTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 2020136 okunma
İnsanlığın Cesareti Görünmeyen Hikâyeler
9/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2025 159. kitabı
Eduardo Galeano’nun Biz Hayır Diyoruz kitabı, kelimelerin bir halkın sessiz çığlığına dönüştüğü bir eser. Her cümle, zulme, baskıya ve adaletsizliğe karşı atılmış bir tokat gibi, okurun ruhuna işliyor. Sayfalar ilerledikçe, karanlık dönemlerin gölgesinde direnen insanların hikâyeleri görünür hâle geliyor ve okur, bu sessiz ama güçlü direnişi kendi iç dünyasında hissediyor. Galeano, geçmişin yükünü yalnızca anlatmakla kalmıyor; tarih boyunca yaşanmış acıları, kayıpları ve küçük zaferleri okurun zihninde yeniden canlandırıyor. Her hayır bir direniş, her sessizlik bir duruş hâline dönüşüyor ve okur farkında olmadan, bu direnişin bir parçası hâline geliyor. Kitap, gerçekleri süslemeden, çarpıtmadan ve yumuşatmadan ortaya koyuyor; adaletsizliğe karşı durmanın ve hakikati savunmanın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Her satır, hem acıyı hem de umudu taşıyor; zulme karşı direnen insanların cesaretini, dayanışmasını ve insanlığın yüzünü okurun gözlerinin önüne seriyor. Galeano, çoğu zaman görünmeyen, bastırılmış ve unutulmuş hikâyeleri görünür kılıyor ve bu sessiz çığlıklar, okurun içinde yankılanıyor. Kaybedilenler ve kazanılanlar, her direnişin ayrılmaz parçası olarak sunuluyor ve okur, bu döngüyü hissediyor; kayıpların insanı yeniden ayağa kaldıran birer ders olduğunu görüyor. Kitap, yalnızca bir öykü anlatmıyor; adaletsizliğe karşı durmanın, hayır demenin ve hakikati savunmanın önemini ortaya koyuyor. Direnişin, umudun ve özgürlüğün bir manifestosu hâline geliyor. Galeano’nun kelimeleri öyle bir ustalıkla işlenmiş ki, sayfalar bitse bile bu direnişin yankısı okurun içinde ömür boyu sürüyor ve bir kez okuduktan sonra, hayata bakışını değiştirecek bir güç bırakıyor.
İnsan ve Duygular
Biz Hayır DiyoruzEduardo Galeano · Metis Yayıncılık · 2008362 okunma